Olimpiyat demek atletizm demek. En azından olimpik ruhun içinde atletizm olmazsa olmaz. Atletizmde benim gördüğüm tek bir adam vardı: Michael Johnson! Belki şimdiki genç insanlar Usain Bolt gibi bir atletin en iyisi olduğunu düşünüyor olabilirler. Ancak küçüklüğümde ben de bu adama hayran kalmıştım. Hakikaten çok hızlıydı. ABD'de dünyanın en hızlı adamı olarak görülüyordu. Bireysel olarak yarıştığı ilk olimpiyatlardı. Önce 200 metrede piste çıktı. Hatırladığım kadarıyla finalden önceki yarışta fazla hızlı olmadığı gerekçesiyle eleştiriler yöneltilmişti. Bu yüzden de finaldeki yarışta arkada kalabileceği ve altın madalya alamayabileceği konuşuluyordu. Herhalde bu iddialar ABD'li atlete doping etkisi yarattı. Muhteşem bir çıkışın ardından sonlara doğru rahat bir yarış sergileyen Altın Ayakkabı, 19.32'lik süreyle dünya rekoru kırmıştı. Yavaş mı, formsuz mu; işte cevap . 200 metreden sonra 400 metrede de birinciliği olimpiyat rekoru ile kazanan sporcu böylece iki altın madalya ile oyunları tamamlamış oluyordu. Biz de yeni bir kahraman elde etmenin sevinciyle hayatımıza devam ediyorduk. Ekmek almaya giderken, okula giderken, sokakta yürürken bile bu adamı düşünüp ya koşuyordum ya da koşar adım gidiyordum. Şu anda hızlı adımlarla bir yere gitmemin sebebi de bu adam olabilir. Çocukluğuma inme klişesinden bunu çıkarabiliriz. Atletizmde tek rekor Johnson'dan gelmemişti. Kanadalı Donovan Bailey 100 metrede 9.84'lük dünya rekoru ile birinci olmuştu. Kanada'nın yaz olimpiyatlarında kazandığı en önemli başarılarından biridir. Sonuçta ABD 13'ü altın olmak üzere toplamda 23 madalya alarak atletizmde ne kadar ileride olduklarını kanıtlamışlardı.
ABD'nin başarısı bununla sınırlı kalmayacaktı. Dream Team'in en sağlam olduğu olimpiyat oyunlarıydı. Kadroda çok önemli isimler vardı. Hala akıllarda kalan efsanedir. O efsane de son derece rahat bir şekilde çıktıkları finalde, dönemin en has takımlarından Yugoslavya'yı yenerek altın madalyaya uzandı. Üçüncü ise yine o dönemin en önemli takımlarından Litvanya oldu. Futbolda yıldızlar geçidi vardı. Daha doğrusu 90'lı yılların sonuna, 2000'li yılların başına damga vuracak oyuncuların savaşını izlemiştik. Passarella'lı Arjantin'in, Ronaldo-Roberto Carlos-Rivaldo'lu Brezilya'nın, 98 Dünya Kupası'nı sallayacak Nijerya'nın, Fransa'nın, İtalya'nın olduğu bir turnuvaydı. Kazanan ise hızın ve tekniğin birleşimi olan Nijerya idi. Finalde Arjantin'i 3-2 yenen Nijerya altın madalyaya uzanmıştı. 90. dakikada Amunike'nin attığı gol ise bugün bile tartışılabilecek nitelikteydi. İşte o gol . Efsane kadrolu takımlardan Brezilya ise üçüncülük maçında Portekiz'i 5-0 geçerek bronz madalyaya uzanıyordu. Yüzmede Rus Denis Penkratov 100 metre kelebek yarışlarında dünya rekoru kırarken, Amy Van Dyken tam dört altın madalya kazanarak bir ilki başarıyordu. Dört altın madalya kazanan ilk ABD'li kadın sporcu olarak tarihe ismini yazdırmıştı. ABD hem erkeklerde hem de kadınlarda takım olarak birinciliğe uzanıyordu. Andre Agassi ve Lindsay Davenport ilk ve tek olimpiyat altınlarını ulaşıyorlardı.
Gelelim Türkiye'ye. Türkiye'nin kazandığı 6 madalyanın 5'i güreş ve halter dallarındaydı. Önce halterle başlayalım: Naim Süleymanoğlu buraya iki olimpiyat altınlı bir sporcu olarak gelmişti. Kendisini zorlayacak fazla rakip yoktu. Yunan Valerios Leonidis ile amansız bir mücadeleye tutuşmuşlardı. Koparmada 147,5 kg kaldırarak avantajlı konuma geçen Naim, Yunanlı sporcunun silkmede 187,5'luk dünya rekoru ile geriye düşmüştü. Kilo avantajı bulunan Naim'in yapması gereken tek şey aynı kiloyu kaldırmaktı. O da bunu başardı ve toplamda 335 kg kaldırıp dünya rekorunu kırmış oldu. Son hakkındaki kaldırışı buradan izleyebilirsiniz. Gelelim o zamanın biraz daha geride kalan ismine.Halil Mutlu'nun ikinci olimpiyatıydı. İlkinde beşinci olabilmişti. Burada ise çok daha iyi bir mücadele sergileyerek birinci olmuştu. Koparmada 132,5 kg kaldırarak dünya rekoru kıran ''post-modern cep herkülü'' silkmede 155 kg'ı kaldırarak birinci olmuştu. Böylece halterde iki altın madalya kazanarak dördüncü oluyorduk.
Güreşte Türkiye yine hünerlerini sergiliyordu. 57 kg'da Harun Doğan şanssız bir şekilde ilk turdan yenilse de represaj mücadelelerinde müthiş bir performans sergileyerek bronz madalya mücadelesine çıkıyordu. Ancak Kuzey Koreli rakibine yenilerek oyunları dördüncü tamamlıyordu. Sabahattin Öztürk ise İranlı tecrübeli güreşçi Amer Reza Khadem ile üçüncülük maçı yapmıştı. Çekişmeli geçen mücadelede taraflar üstünlük sağlayamamıştı ve hakem kararıyla İranlı sporcu galip sayılmıştı. Serbest stilde işler iyi gitmiyordu. Son günde ise Mahmut Demir mindere çıkıyordu. 130 kg'da mücadele eden sporcumuz rakiplerini yenerek altın madalyanın sahibi oluyordu. Greko-Romen'de ise çok şey beklediğimiz Şeref Eroğlu ve Nazmi Avluca müsabakalardan çok kötü bir şekilde elenen isimlerdi. Yüzümüzü güldüren isimlerden biri Mehmet Akif Pirim olmuştu. İlk turda elenen sporcumuz, represaj mücadelelerine katılarak madalya şansını arttırdı. Buradaki tüm maçlarını kazanan güreşçi üçüncü olarak bronz madalyanın sahibi oldu. Asrın güreşçisi Hamza ise ilk turu bay geçtikten sonra bütün rakiplerini yenerek altın madalyanın sahibi oldu. Güreşin sonunda o meşhur taklasını atıp zaferin tadını çıkarmıştı. Böylece Türkiye güreşte iki altın bir bronz madalya ile dördüncü sırada yer almıştı. Geçmişimizin hiç de fena olmadığı boksta ise Malik Beyleroğlu finalde Kübalı rakibine 11-3 yenilerek gümüş madalya kazanıyordu. Böylece Türkiye, dördü altın olmak üzere, altı madalya alarak oyunları Danimarka ile 19. sırada tamamlıyordu. ABD 101 madalya kazanırken, Rusya 63 madalyada kalıyordu.
Blogda olimpiyat başlıklı yazıların olmaması, fena halde canımı sıkan bir mesele. Zannedersem, günlük sportif faaliyetlerden fırsat bulup da olimpik yazılar yazamıyoruz. Olimpiyatlar, büyük siyasi ve toplumsal olayların yansımasıdır aslında. Barış, dostluk, kardeşlik gibi kavramlarla süslenmiştir. Gerçek hayatta yaşanan zalimliğe, haksızlığa, aşırılığa karşı güzel bir duruştur. Ülkemizde hiç eksik olmayan ancak bu aralar daha da keskinleşen siyasi kutuplaşmayla beraber daha önceden yazmış olduğum bir yazı aklıma geldi. Onu burada paylaşmak istedim. İşte o yazı:
Dünyadaki en büyük kötülüklerden biridir faşizm. Faşizmin doğurabileceği tek şey nefrettir. Bu nefretle beslenen nesiller ise hiçbir zaman dünya için bir şey yapmazlar. Kendisi gibi olmayanı yok etmekle uğraşmaktan, asıl güzellikleri göremez olurlar. Ancak faşizmin olmadığı yıllarda, henüz bu kavramın estirdiği terörü yaşamamışken, dünya başka bir utançla dönmekteydi. Kölelik kavramı artık bambaşka bir boyuta geçmişti. Antik çağlardaki kölelik ekonomik ve sosyo-kültürel birikimlerle alakalıyken, yakın çağda yaşanan köleliğin boyutu değişmiş ve ekonomik birikimle birlikte renksel duruma göre belirlenmiştir. Siyah derililerin, beyaz derililere hizmet etmesi gerektiği ortaya çıkmış ve Afrika'dan getirilen milyonlarca siyahi köle ezilmiştir. Ardından adamın birinin ''hayali'' gerçekleşmiş ve siyahi insanlar da normal insan muamelesi görmeye başlamıştır. Ancak siyahların, beyazlarla eşit olmasının sindirilmesi öyle kolay olmamıştır. İşte şimdi anlatacağım hikaye bu zor zamanları hatırlatan türden. Sporun zirvesindeki bir olaydan bahsetmek istiyorum.
Peki bu protesto gösterisinden sonra ne oldu? ABD'li sporcular, yaptıklarının son derece normal olduğunu ve bazı şeyleri bütün dünyaya gösterdiklerini ifade ettiler. Norman da böyle bir organizasyonun içinde bulunmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. ABD ise tam anlamıyla karışmıştı. Sporcuların böyle bir işe girişmesine inanamamışlardı ve bir daha olimpiyatlarda yarışamamaları için harekete geçmişlerdi. Gerçekten ikisi de olimpiyatlara bir daha katılmamış ve NFL'de bir süre oynamışlardı. Yaptıkları iş, o zamanlar çok büyük bir riskti. İki siyah sporcu da ölüm tehditleri almış ve hayatları eskisi gibi olmamıştı. Ancak 21. yy'a geldiğimizde kıymetleri anlaşılmış ve pek çok ödül sahibi olmuşlardı. Ama işin daha acıklı olan tarafı Peter Norman'ın başına gelenlerdi. Avustralya'da istenmeyen adam ilan edilmişti. Ailesi, kendisini terketmişti. 1972'deki olimpiyatlara katılma hakkı kazanmışsa da götürülmemişti. Ardından sakatlık yaşamıştı. İçki ve kötü hayatla birlikte sonunu hazırlamıştı. Günün birinde kalp krizi geçirmiş ve hayata veda etmişti. Tabutunu taşıyanlar arasındaysa siyah kardeşleri de vardı. Yıllar boyunca görüşmüşler ve son yolculuğa da beraber uğurlamışlardı. Bu arada, Norman'ın 1968 yılındaki 200 metrelik rekoru Avustralya'da hala kırılamamıştır. Bununla ilgili 2008 yılında Avustralya'da ödül almış Salute isimli film vardır. Sporcuların kendilerini oynadıkları bir filmdir. Neticede olimpiyatları sevmek için bir sebep daha vermiştir Norman ve iki siyah arkadaşı. Nuremberg filminden bir sözle yazımıza son verelim:
Gustave Gilbert: Bütün bu kötülükler, bunların sebebi, empati eksikliğinden kaynaklanıyor.
Yedinci Gün
Üçe üç basketbolda Türkiye, Virgin Adaları'nı 31-16 yendi.
Erkekler okçuluk müsabakalarında Yağız Yılmaz, Sloven rakibine yenilerek çeyrek finale kalamadan elendi.
Kadınlar futbol müsabakasında Türkiye, Şili'ye 3-2 yenildi ve yarı finalde kaybetmiş oldu. Üçüncülük maçına katılma hakkı elde ettiler.
Erkekler disk atma finaline kalan Murat Gündüz, 55.09'luk derecesiyle sonuncu oldu.
Erkekler 91 kg ağır siklet boks müsabakasında Ümit Can Patır, Rus rakibini yendi.
Sekizinci Gün
Erkekler uzun atlama finalleri yapıldı. Toros Pilikoğlu 7.29 atlayarak sekiz sporcu içinden altıncı oldu.
Erkekler üçe üç basketbolda Türkiye, Porto Riko'ya 30-28 yenildi.
Erkekler 81 kg judo müsabakalarında Batuhan Efemgil, Karadağlı rakibini yendi. Ardından Yunan rakibine yenilerek represaj mücadelesine kaldı. Buradaki ilk maçında Moldovalı rakibini yenen Batuhan, Karadağlı Dedeic'i de yenerek yarı final b kategorisine kaldı. Burada Macar rakibine yenilince madalya şansı da kalmadı. Böylece beşinci sırada müsabakaları tamamlamış oldu.
Kadınlar 63 kg judo müsabakalarında Dilara İncedayı, ilk maçında Arnavut rakibini yendi. Ardından Hırvat rakibine yenildi. Sonraki yaptığı maçlarda ise Estonyalı rakibini yenip İsrailli rakibine yenildi.
Erkekler 81 kg hafif ağır siklet boks müsabakasının yarı finalinde Burak Aksin, Ekvadorlu rakibini yendi ve finale kaldı. 91 kg'da temsilcimiz Ümit Can Patır ise yarı finalde Kübalı rakibine yenildi.
Erkekler artistik jimnastik tek masada Ferhat Arıcan finalde 15.650 puan ile gümüş madalyanın sahibi oldu.
Erkekler cirit atma finalinde Ali Kilisli 72.30 ile beşinci oldu.
Dokuzuncu Gün
Erkekler sırıkla atlama b finali serisinde Ümit Sungur 4.30'u üç hakkında da atlayamayınca elenmiş oldu.
Kadınlar 1000 metre finalinde koşan Esin Bahar Dölek 2.57.73 ile 17 sporcu arasından 13. oldu.
Erkekler üçe üç basketbolda Türkiye, İran'a 31-25 yenildi ve 12. oldu.
Kadınlar yelkenli yarışlarında Pınar Kayar yedinci etapta sonuncu, sekizinci etapta 14. oldu. Erkeklerde ise Alp Rodopman yedinci etapta 25., sekizinci etapta 13. oldu.
Erkekler üç adım atlama b finali serisinde Musa Tüzen 14.30 metre ile dördüncü oldu.
Onuncu Gün
Kadınlar yelkenli mücadelesine Pınar dokuzuncu, onuncu ve on birinci etabı 14. sırada bitirdi. Alp ise dokuzuncu etabı 23., onuncu etabı 28., on birinci etabı ise 25. bitirdi.
Kadınlar futbol üçüncülük maçında ise Türkiye, İran'ı 3-0'la geçti ve bronz madalya kazandı.
Erkekler 91 kg ağır siklet maçında Ümit Can üçüncülük maçına çıktı. Tacik rakibini yenen Ümit bronz madalya kazandı.
On Birinci Gün
Pınar Kayar, son mücadelede 15. oldu. Genel sıralamada ise 16. olarak müsabakalara veda etti. Alp Rodopman ise son yarışta 21. oldu. Genel sıralamadaki yeri ise 23.'lük oldu.
81 kg hafif ağır siklet finalinde Burak Aksin, Kübalı rakibine yenilerek gümüş madalyanın sahibi oluyordu.
İlk gün
Futbolda kadınlar, ilk maçında İran'ı 4-2 yendi.
Erkekler 400 metre serbest yüzme seçmelerinde Bertuğ Coşkun ülkemizi temsil etti. 4:05:75'lık derecesiyle 20 sporcu arasından 18. olabildi ve finale kalamadı.
Kadınlar 200 metre karışık yüzme seçmelerinde Gizem Bozkurt 2:21:40 ile grubunda üçüncü olarak finale kaldı. Finalde 2:20:00 ile yüzen sporcumuz sekizinci oldu.
Güreşte, 69 kg greko-romende mücadele eden sporcumuz Musa Gedik finale kaldı. Finalde Kazak rakibine 3-1 yenilen sporcumuz gümüş madalya kazandı.
Erkekler 3'e 3 tek pota basketbol mücadelesinde Türkiye ilk maçta ABD'ye 23-17 yenildi.
Taekwandoda, kadınlar 44 kg'da Şeyma Tuncer mücadele etti. İranlı ve Fransız rakiplerini geçen Şeyma, yarı finalde Rus rakibine yenildi ve bronz madalyada kaldı.
Erkekler 200 metre serbest yüzme seçmelerinde Bertuğ Coşkun 1:53:08 ile ikinci oldu ancak süresi yetersiz olduğu için finale kalamadı. Sporcumuz şampiyonayı 14. bitirdi.
Erkekler 3'e 3 tek pota basketbol maçında Singapur'u 28-24 yenen Türkiye ilk galibiyetini almış oldu.
Halterde, kadınlar 53 kg'da Damla Aydın koparmada 67 kg, silkmede 80 kg ve toplamda 147 kg kaldırarak altıncı oldu. Erkeklerde ise 62 kg'da Emre Büyükünlü koparmada 111 kg, silkmede 135 kg ve toplamda 246 kg kaldırarak bronz madalya kazandı.
Erkekler artistik cimnastikte Ferhat Arıcan 80.000 puanla 26. oldu. Sporcumuz, ilk 22'nin finale kaldığı mücadeleden böylece seçmelerde elenmiş oldu.
Kadınlar tekler kürek müsabakasında Alara Dirik ilk seçmelerde 3:59:14 ile üçüncü olup represaj mücadelesine katıldı. Burada da 4:03:78 ile birinci oldu ve yarı final grubunda yer aldı. Burada 4:02:41 ile beşinci oldu.
Erkekler kürek ikitekte Onat Kazaklı-Ögeday Girişken ilk seçmelerde 3:14:17 ile dördüncü oldu. Represajda 3:25:12 ile birinci olup yarı finale kaldılar. Yarı finalde 3:18:19'luk dereceleri ile üçüncü oldular ve finale kaldılar.
Üçüncü gün
Erkekler 3'e 3 tek potada Orta Afrika Cumhuriyeti'ni 30-25 yenen Milli Takım ikinci galibiyetini almış oldu.
Erkekler disk atmada Murat Gündüz 55.26'lık derecesiyle yedinci oldu ve elendi.
Kadınlar tekli yelken müsabakasında Pınar Kaynar ilk yarışında sekizinci, ikinci yarışında ise 13. oldu. Erkeklerde ise Alp Rodopman ilk yarışında 15., ikincisinde 19. oldu.
Erkekler eskrim flore dalında Tevfik Burak Babaoğlu rakiplerini yenerek yarı finale kadar geldi. Yarı finalde İtalyan rakibine 15-8 yenilip bronz madalya mücadelesi verdi. Ancak burada da Güney Koreli rakibine 15-6 yenildi ve dördüncü oldu.
Erkekler 76 kg serbest güreşte mindere çıkan Resul Kalaycı ilk altın madalyamızı kazandırdı. Özbek, Kanadalı ve Belaruslu rakiplerini 3-1'lik sonuçlarla geçen sporcu, finalde ABD'li rakibini 4-0 yendi ve altın madalyayı almış oldu.
54 kg'da ise Mehmet Ali Daylak Dominikli, Tunuslu ve Kongolu rakiplerini yendi ancak Japon rakibine yenilerek bronz madalya mücadelesine çıktı. Kolombiyalı rakibini yenen sporcumuz bronz madalyayı kazanmış oldu.
Erkekler taekwandoda 63 kg'da mücadele eden Berk Süngü ilk turda maç yapmadı. Çeyrek finalde Polonyalı rakibini yenen sporcumuz, yarı finalde Portekizli rakibine yenilerek bronz madalyada kaldı.
Kadınlar artistik cimnasikte Demet Mutlu 49.950 puan alarak 22. oldu.
Kadınlar halterde 63 kg'da podyuma çıkan Neslihan Okumuş, koparmada 87 kg, silkmede 106 kg ve toplamda 193 kg kaldırarak dördüncü oldu ve madalyayı kıl payıyla kaçırdı.
Dördüncü Gün
Erkekler cirit atmada Ali Kilisli, kişisel rekorunu geliştirerek 73.64'lük atışıyla seçmelerde dördüncü oldu.
Erkekler uzun atlamada ise Toros Pilikoğlu 7.19'luk atlayışı ile seçmelerde sekizinci oldu.
Kadınlar 200 metre serbest seçmelerinde Gizem Bozkurt 2:04:55 ile serisinde beşinci oldu ancak finale kalamadı. Toplamda da 11. sırada kapattı şampiyonayı.
Tevfik Burak Babaoğlu, eskrim dalında, Avrupa takımında mücadele etti. Asya-Okyanusya grubuyla karşılaşan Avrupa takımı müsabakayı 30-21 kazandı. Burak ise rakibine 8-5 yenildi. Yarı finalde, diğer Asya-Okyanusya takımıyla karşılaştılar ve maçı 30-27 kazandılar. Burak, rakibine bu kez 8-7 yenildi. Final mücadelesinde ise iki Avrupa takımı karşılaştı ve Burak'ın bulunduğu takım yenildi. Burak da rakibine 8-4 yenildi. Böylece sporcumuz madalya alamamış oldu.
Erkekler okçuluk müsabakalarında Yağız Yılmaz aldığı 631 puanla 11. oldu. Elemelerde İtalyan rakibiyle aynı puanı alıp, set sayılarıyla üstünlük kuran Yağız bir üst tura çıktı. Kadınlarda ise Elif Begünhan Ünsal 588 puanla 18. oldu. Eleme serisinde Elif, Singapırlu rakibini yenerek üst tura çıktı. Karışık takımlarda ise Yağız, takım arkadaşıyla birlikte yaptığı müsabakayı kazandı ve üst tura çıktı. Elif de karışık takımlarda bir üst tura çıkmayı başardı.
Kadınlar kürekte Alara Dirik, son final serisinde 4:03:03'lük derecesiyle kendi final kategorisinde beşinci, toplamda da 11. sırada yarışları bitirdi. Erkekler kürek ikitekte finale kalan Ögeday Girişken ve Onat Kazaklı müsabakayı 3:!6:64 ile sonuncu bitirdiler ve turnuvada altıncı oldular.
Kadınlar tekli yelkende Pınar Kaynar üçüncü yarışı 14., dördüncü yarışı ise beşinci bitirdi. Erkeklerde Alp Rodopman ise önceki güne nazaran daha iyiydi ve dokuzuncu oldu.
Futbolda ise kadınlar, Papua Yeni Gine'yi 4-0'la geçtiler ve yarı finale kaldılar.
Beşinci Gün
Erkekler sırıkla yüksek atlama seçmelerinde Ümit Sungur 4.60 metrelik atlayışı ile 11. oldu.
Erkekler 100 metre serbest yüzme seçmelerinde Bertuğ Coşkun serisinde lider oldu ancak süre olarak geride kaldığı için yarı finale yükselemedi.
Erkekler 3'e 3 tek pota mücadelesinde, İsrail'e 32-19 yenilen Milliler şampiyonadan elendiler.
Kadınlar 1000 metre koşu yarışmasında Esin Bahar Dölek 2:59:03 koşarak serisinde yedinci oldu ve finale kaldı.
Erkekler üç adım atlama elemelerinde yarışan Musa Tüzen, 14.42 metre atlayarak 13 sporcu arasından 12. oldu.
Erkekler 85 kg halterde yarışan Melih Akın koparmada 132 kg, silkmede 177 kg ve toplamda 309 kg kaldırarak dördüncü oldu.
Okçulukta, karışık takımlarda bir üst tura çıkan Yağız Yılmaz, buradaki maçını kaybetti ve elendi. Aynı kategoride yarışan Elif Begünhan Ünsal ise müsabakayı kazandı ve çeyrek finale yükseldi. Çeyrek finalde de başarılı olan Elif ve takım arkadaşı Jaffar Mohamed, yarı finalde rakiplerine yenildiler. Üçüncülük maçında ise daha iyi bir performans gösterdiler ve set üstünlüğü ile bronz madalyanın sahibi oldular.
Altıncı Gün
Altıncı gün daha çok yelkenle geçti. Kadınlar teklerde Pınar Kayar beşinci yarışında 12., altıncı yarışında ise 13. oldu. Erkeklerde yarışan Alp Rodopman ise beşinci yarışta 22 sporcu arasından 22., altıncı yarışta ise 15. oldu.
Kadınlar okçulukta eleme serisinde Begümhan Ünsal, Tayvanlı rakibine yenilerek elendi.

















