TAŞRA BASKISI

İSTANBUL VE TAŞRA BASKILARI AYNI ANDA ÇIKAN BLOG

Spor Magazin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Spor Magazin etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
• Serhat Gürcan Gündüz l 17 Ocak 2011 0 Yorum



Hani bazı filmler vardır, insan izlemeye doyamaz. Tekrar tekrar izlesen sıkılmazsın. Tıpkı "Hababam Sınıfı" serileri gibi. 1978 yapımı "Hababam Sınıfı Dokuz Doğuruyor" sonrası tat vermez, serinin önceki filmleri gibi. Barcelona'da biraz öyle işte.

Futbol değil onların oynadığı oyun. Biraz basketbol, biraz hentbol karışımı bir oyun. Hatta elle oynanan bütün oyunları andırıyor, oynadıkları futbol. Gerçi fark etmiyor ki, adamlar ayaklarını bile elleri gibi kullanıyor. Dün akşamki maçta bildiğin perdeleme yaptı Puyol köşe vuruşunda.

Afellay dün oyuna girerken "Cruyff'un" öğrencisi Guardiola, "total futbol" kavramını elleriyle 15 saniye içerisinde anlattı. 1970 Hollanda'sını izleyip, halen total futbolu çözemeyen diğer herkese, nazire yaparcasına. Gerçi bizimde ustamız Cruyff olsa, belki bizde bu şekilde anlayabilirdik.

Ali Ece'nin çok güzel bir yazısı var Barcelona ile ilgili. Bulup okumanızı tavsiye ederim. Şimdiki futbolun nasıl oluştuğunu anlatıyor güzel bir dille. Cruyff'un Barcelona tarihini, teknik adamlığını yaptığı Guardiola'ya total futbolu nasıl öğrettiğini yazmış.



Cruyff takımın başına geçtiğinde takımda, Hagi, Stoichkov, Laudrup, Koeman, Romario ve daha bir çok yıldız vardı. Şimdi Iniesta neyse, Guardiola'da o zaman Barcelona için oydu.



Iniesta veya Xavi futbolu bıraktığında takımın başına geçerse hiç şaşırmam. Osmanlı zamanında tahtın babadan oğula geçmesi gibi olacak sanırım. Neyse, bu kadar tarih yeter. Zaten yazının konusu da bu değil. Zaten bu yazının konusu da yok.

Oyuncuları çok enteresan Barça'nın. Hepsi birbirinden alem adamlar. David Villa, basketbolda pivot olarak oynayanlar oyuncular gibi. Hatta örnek vermek gerekirse, bildiğin Dwight Howard. Topu ver, o smaçı vursun anlayışı var Barcelona'da.



Pedro desen, hani bakkallarda satılan kızkaçıranlar vardı, aynı onlar gibi. Nereye gideceği, ne yapacağı hiç belli değil. Bir insan yerinde durmaz mı iki dakika? Kimse demez mi "dur hele yiğidim, gel ayran aşı çorbası yaptım iç soluklan" diye Pedro'ya?



"Uyarı: Matrix ile ilgili Spoiler içerir."

Xavi ayrı bir dünyada oynuyor zaten. Matrix'de ki Neo gibi gördüğünü düşünüyorum futbol sahasını.



Yine Matrix'de operatör "Tank" nasıl çıkış buluyorsa Matrix'e bağlanmış arkadaşlarına, Xavi'de aynı mantıkla ara pası atıyor.

"Uyarı: Spoiler burada son bulmuştur."


Şimdi yazacaklarım yüzünden Iniesta'nın ve yanında oynayan oyuncuların avukatları bana dava açabilir "Bu nasıl benzetme arkadaş?" diye. "Ninja Kaplumbağalar" isimli çizgi filmi hatırlıyorsunuz değil mi? Hani Krang adında, sadece beyin olan bir karakter vardı. Iniesta bildiğin "Krang" bence. Bir insanın bu kadar yüksek bir futbol IQ'suna sahip olmasını ancak böyle anlatabilirim; o insanı kocaman bir beyine benzeterek. Yanında oynayan oyuncular da Krang'ın exosuit'i gibi. Exosuit'in de hani, kolları ve bacakları başka parçalarla değişebiliyordu ihtiyaca göre. Iniesta'ya yardımcı olacak oyuncular bu parçalar gibi. Biraz daha sert olması gerekiyorsa yanında Mascherano geliyor, farklı bir ihtiyaç varsa Busquets geliyor yanına.



Messi, Pedro ve Villa Amerikan filmlerinde ki kahramanlarsa, çağırdıkları destek ekibi Alves ve Abidal'den başkası olamaz. Yani bu üç isim iki oyuncu karşısında sıkıştıysa, hemen telsize "acil destek ekibine ihtiyacım var! Lanet olsun çapraz ateşte kaldım" diyor ve destek ekibi olarak bu iki oyuncudan biri gidiyor. Ne kadar saçma bir örnek olmuş olsa da, gerçekten olan bu.



Vehbi Tülek İstanbul'un fethini kaleme dökerken şöyle yazmış:

"İstanbul'un fethedilmesi için bazı gemilerin Haliç'e indirilmesinin zaruri olduğu görüldü. Zira Haliç'e gerilen zincir Hasköy ile Ayvansaray'da bulunan iki ordunun buluşmasına mani teşkil ediyordu."



Ne alakası var ki Barcelona ve Haliç'e gerilen zincirlerin? Valdes, Pique ve Puyol'u anlatmanın en basit yolu bu. Tıpkı Fatih Sultan Mehmet'in gemileri karadan yürütmekten başka çaresi olmaması gibi, Barcelona karşısına çıkan oyuncuların da böyle tarifi imkansız bir taktik geliştirmesi lazım gol atabilmek için.

Peki Messi'ye ne demeli? Adam bildiğin 0-100 arasını üç saniyede çıkan arabalar gibi. Babamın deyişiyle "tavşan" gibi. Hani tavşanlar kaçarken sağa sola zigzag çizerek koşar. Messi'de topu aldığında öyle gidiyor işte. Hatta arada bir duruyor, coyote'den kaçan "road runner" gibi arkasına bakıp, dil çıkarıyor. O kadar abartıyorum yani.

"Messi'dir o Messi"



Peki ya Guardiola? Hepiniz onuda bir generale falan benzeteceğimi sandınız, ama yanılıyorsunuz. Aslında daha alengirli bir şey düşündüm onun için. Diyelim ki total futbol sözleri Johhny Mercer ve bestesi de Henry Mayer'e ait "Summer Wind" şarkısı olsun. Bu şarkıyı meşhur edenin de "Frank Sinatra", yani "Johan Cruyff" olarak düşünelim. İşte Guardiola, bu şarkıyı en başarılı şekilde yeniden yorumlayan "Michael Bublé" olur.

"Hanım Koş Barcelona'yı Eleştiriyorlar!"


Evet, uzun bir süre düşündükten sonra, Barcelona'nın da eleştirilecek noktası olduğu geldi aklıma. Hava toplarında çok etkisizler! Kornerden çok nadir gol atıyorlar. Ne gerek falan demeyin, beni bağlayan bir konu değil. Ben eleştiriyorum...

Son Söz

Babam okusa bu yazıyı benim yazdığımı bilmeden, "alkollüymüş herhalde yazıyı yazarken" der. Benim yazdığımı bilse "Yine çok mu içmeye başladın sen Gürcan?" diye sorar gelip. Bende biliyorum Ömer Üründül gibi, "kollektif futbol" ve "bloklar arası bağlantı" terimlerini kullanıp yazı yazmayı. Barcelona normal bir futbol oynamıyorsa, bende normal bir yazı yazmam onlar hakkında. Bu da böyle biline.

• Tufan Tulpar l 26 Ekim 2010 0 Yorum


Memleketimizde türlü yöntemlerle çalınan sınav sorularının haberleri durmak bilmeden artarken; Oxford Üniversitesi'nden bizi zahmetinden kurtaran bir açıklama geldi. Öğrenci seçme sürecinin bir parçası olan ve üzerinde çok çeşitli gizemler oluşturulan mülakat soruları kamuya açıklandı.

Bence bu sorulardan ilgi çekici olanı; ilahiyat fakültesine girmek isteyen lise mezunu öğrencilere, ''Aşırı riskli spor faaliyetlerine ilgi duyan, bu faaliyetlerde kendinin (ve başkalarının) hayatını tehlikeye sokan kişi bir kahraman mıdır, yoksa ahmak mı?'' diye sorulması olmuştur kuşkusuz.

Sorunun "Aşırı risk" - "spor faliyeti" - "tehlikeye atılan hayat" - "kendi ve başkaları" - "kahraman ya da ahmak olmak" gibi alt başlıklarla değerlendirilmesinin yanında; bu sorunun İlahiyat fakültesine kabul mülakatında yer alması asıl üzerinde kafa yorulması gereken durum gibi geliyor.

Saf sportif eyleme odaklanan  bu soru belki de derin analizlerin ve maç sonunda anlamlı "üç'lülerin" yapıldığı bu zamana uygun düşmesede ufuk açıcı olacağı kesindir.

Oxford Üniversitesi yetkileri bu açıklamaya ek olarak, bu soruların düşünce üretmeyi kamçılayan sorular olduğu ve hiçbirinin doğru tek bir cevabı olmadığının altını çizmişlerdir.

Bu gibi açık uçlu soruların, "Türk Spor Kamuoyu"nda yapacağı tahrifat için ise bir açıklamada bulunmamışlardır.

*Lord benim ışığım (davut'un 27.mezmuru)

• Onur Saygın l 16 Ekim 2010 0 Yorum




Bugün oynanan Köln Dortmund maçı futbol tarihine geçen efsane ayarlardan birine sahne oldu.

Skor 1-1 yapan gölü atan Podolski Nuri Şahin'e önce nasıl koyduk ama tarzı bir hareket yapıp üstünede eliyle üç yaparken maç sonunu pek düşünemedi. Uzatmalarda Dortmund'a 8 yıl aradan sonra liderlik koltuğunu da getiren golu atan Nuri yaklaşık 60 metrelik bir deparla Podolskiye ulaştı. Sonra mı? Sonrası için aşağıdaki linke bakmanızı tavsiye ederim.

http://www.swfcabin.com/swf-files/1287177573.swf

NOT : Özet geç be diyenler için,

• Aslı Arslan l 6 Ekim 2010 0 Yorum

En iyiler 21 Aralık 2010 tarihinde Zürih'te yardım amaçlı bir tenis maçında oynayacaklarmış. Nadal ve Federer birlikte başka ne yapsa bu kadar güzel olurdu emin değilim fakat, "The Match For Africa" reklam filmi ve kamera arkası tadında görüntüleri gerçekten çok sempatik


Credit Suisse presents THE MATCH FOR AFRICA federer vs nadal
Yükleyen cnr-190. - Basketbol, beyzbol, güreÅ� ve diÄ�er spor videoları.

• Aslı Arslan l 0 Yorum



Robin Van Persie, Thomas Vermaelen, Cesc Fabregas & Carlos Vela
Arsenal'ın futbolcuları geçtiğimiz pazar günü Londra'da oynanan Minnesota Timberwolves-LA Lakers maçında. Ve, evet öyle fotoğraflara karşı resmen zaafım var, buldukça yayınlamalarım bu yüzden. Bir de bunların tenis mücadelelerinde karşımıza çıkanları da var ki apayrı güzel.
Bu fotoğrafta bir giyim-kuşam değerlendirmesi yaparsak, ya Van Persie ve Vela gerçekten çok iyi giyinmiş, ya da Vermaelen'i ayakkabıları, Fabregas'ı da adı dahi kurtaramıyor. Süveter görüyorum, yanlışsa düzeltin.

• Aslı Arslan l 5 Ekim 2010 0 Yorum



Mesut Özil, İspanyol Focus Magazine için poz vermiş, güzel etmiş. Fakat keşke "Bana ne giydirdiniz?" diye bir sorsaymış.
Kendisinin fan girl kitlesi bile -hani parayla tutmuş olduğunu düşündüklerim- isyanlarda. İlerde başına dert olur, olsun.

• Tufan Tulpar l 0 Yorum


Haber: Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü'nün verdiği bilgiye göre, Marmara Denizi'nde, saat 20.49 sıralarıda 4.4 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Deprem Marmara Denizi çevrisinde hissedildi.
Yine uzmanlar, yine senaryolar, yine alınamayan-alınamayacak önlemler... Herkes depreme evde yakalanacağından emin. Kimse iş yerinde, köprüde, viyadüklerde yakalanmayacağından emin. Önlemlerimiz bile tek taraflı ve yüzeysel.

Maça maça maça...
Heyecanla beklenen bir hafta sonu. Derbi için haftalar öncesinden alınmış biletler. Bulamayanlar evlerine marş marş. Mobile upload fotolar az sonra...
Takımdaşlarla yemekte yapılan kritikler, olasılıklar, tahminler. Stad çevresi aksiyonları, bağıra çağıra yüksek kalp atışlarıyla stadyuma giriş.
Şiiittt...Üççç...İkiii...Birrr....Hem büyük diyafram desteği; hem de zıplayarak bedenin zorlanan sınırları. Adeta stad sallanıyor. Evet sallanıyorrrr... Hem de durmak bilmiyor. Biz durduk  ama bu sefer sıra 'Tabiat Ana'da. 


Felaket Senaryosu Sezon1 Bölüm1
Kendim yazdım diye söylemiyorum ama; Hollywood senaryosu olabilecek bir giriş galiba!... Ama gerçekten endişeleniyorum. "Titre ve kendine gel!" prensibiyle bize kendini hatırlatan Büyük İstanbul Depremi için binalarımız ne kadar hazırsa, stadyumlarımız ve salonlarımız o kadar hazır.
Bundan birkeç sene önce o zaman ki; Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara: Fenerbahçe Stadı 7.5-8, Ali Sami Yen ve İnönü Stadları ise 6.5-7 şiddetinde bir depremde zarar göreceği yönünde açıklamada bulunmuştu. Böyle bir durumun seyirciyi statlardan kaçırma olasılığına karşı ise, 'Siz statları depreme dayanıklı hale getirir, tel örgüleri kaldırır, kapıları güçlendirir ve önlerine de 'Depreme dayanıklıdır' levhası asarsanız herkes maça gönül rahatlığıyla geleceğini söylemiş. Binlerce insanın maç izlediği stadyumların mutlaka iyi bir kontrolden geçirilmesi gerektiğini belirtip, tel örgülerin mutlaka kaldırılması gerektiğini ifade eden Işıkara, 'Çünkü deprem anında insanlar, stada girebilmeli. Ayrıca ayakta maç izlemeye son verilmeli. Çünkü koltuk sistemi olursa, insanlar için yaşam boşluğu dediğimiz alanlar oluşmuşacağını söylemiş. (Şubat 2002)



Defans Blokları ve Fay Hatları
Teknik yönden "yüksek ve ayağa top oynayabilen" takımlarımızın ah'lar vah'lar ederek sitem ettikleri stad zeminlerinin öncelik sırası nasıl bir anda değişiyor değil mi?  Stadyumlardayken bazen devre arasında şöyle bir etrafa göz atmak geriyor. Şimdi bir şey olsa ne yaparım acaba diye!

Yeni stadlarımızda umarım bu hassasiyetle yaklaşmışlardır. Benim ulaşabildiğim bilgi Seyrantepe için yine Deprem Dede'den: Marmara'da er ya da geç bir depremin olacak yüz binlerce insanın evsiz kalcaktır. Galatasaray Spor Kulübü'nün Seyrantepe'de inşaatı devam eden Türk Telekom Arena Stadı çok hoşuma gitti. Galatasaray'ın bu düşüncesi diğer kulüplere de örnek olur. Çünkü stat bir deprem anı düşünülerek tasarlanmış Galatasaray Spor Kulübü'nün yeni yaptırdığı stadyumu evsiz kalacak yüz binlerce insanın barınma yeri olacaktır.
Nasıl yüreğinize su serpildi değil mi? 

• Tufan Tulpar l 0 Yorum

Pervez Müşerref, Pakistan devlet başkanıydı. İktidara gelişi de (darbe) iktidarı kaybedişi de olaylıydı.  Sonrasında çeşitli pazarlıklarla ülkeden ayrılmasına izin verildi. Kendisi ülkesinde askeri bir diktatör olarak anılır pek te güzel şeyler söylenmez arkasından (benevolent dictator). Şimdi İngiltere'de diplomatik olarak sürgünde ama ona göre ülke yönetimi için hazırlık sürecinde.

"Kara" bir sevda!
Öğrencilik  yıllarının bir döneminde yolu Türkiye'den geçer. Ve bir sevdaya tutulur hem de "kara" bir sevdaya. Sevda'nın ismi Kara Kartal'dır. Beşiktaş sevgisi onu kongre üyeliğine; diplomatik seyahatlerinde kulüp ziyaretlerine hatta beşiktaş'ın şampiyonluklarında resmi kutlama mesajlarına kadar götürür.

Durmak yok yola devam...
İki gün önce sürgündeki Müşerref'ten bir açıklama gelir yeni bir parti kurmuştur ve dönüş yolundadır. Yeni parti için düzenlediği basın toplantısında Türk Dışişleri Bakanlığı kadar Beşiktaşlılarında ilgisini çeker. Çünkü yeni partisi Tüm Pakistan Müslüman Birliği (The All Pakistan Muslim League)  için seçtiği amblem Beşiktaş'ın kartalına oldukça benzemektedir.
Sadece tesadüf mü yoksa bilinçaltının tatlı bir oyunu mu bilinmez ama; genel seçim sath-ı mahline girmek üzere olan ülkemizde kulüplerin "parti kurarsak tek başımıza iktidar bile oluruz!" söylemini uluslararası platforma taşıyacaktır.

• Tufan Tulpar l 28 Eylül 2010 0 Yorum


"Spor Toto 2. Lig Kırmızı Grup takımlarından Adana Demirspor'un, pazartesi günü Tokatspor ile yapacağı karşılaşma hasılatının Pakistan'a göndereceği açıklandı. Adana Valiliğinin başlattığı kampanyanın ardından Demirspor yönetiminin aldığı bu karar takdirle karşılandı." 
Ne kadar heyecan vericiydi. Spor için atan "Demir" bir yürekten pamuk dokunuşunda bir hassasiyet. Karşılarında ise bu inceliğe selam duran rakip "60 Gençlik". Nasıl hassas olmasınlar ki; iki takımında tarihleri benzer kitlesel acılarla örülmüştü.

26 Haziran 1998 
Saatler 16:56 gösterdiğinde aynı topraklardan çıkarılan "pamuk" 6.3'lük depremin kanattığı yüreklere pansuman olmak için kullanılıyordu. Ama ne fayda; bu tarih 120 cana ve çukurovanın nasrılı ellerinde kapanmayacak çatlaklara neden oluyordu.

12 Haziran 1908
Tokat ise; Pakistan'ın şu anda yaşadığını neredeyse 100 yıl önesinde o dar yüz ölçümüyle sığdırmıştı. Kilometrekare başına suya doyan toprak;  artık yorgun ve bitik Anadolu insanıyla besleniyordu. 459 bina ya tamamen ya da kısmen harap olmuştu. İlk tespitlerde halktan 208, askerden de 15 kişi olmak üzere 223 kişi boğulmuştu. Ancak yitirilenler bundan çok daha fazlaydı. Sel felaketi üzerine yazılan destanlarda insan kaybı 2 bin olarak gösteriliyordu.

Kırmızı Grup'tan yardım sıcaklığı
Acının ve üzüntünün ne olduğunu çok iyi bilen bu iki şehrin takımı, paylaştıkça azalacak acılara talip oluyorlardı. Çamura bulanmış bir ülkeye, çam sakızını tertemiz bir armağan eyleyip maçın hasılatını gönderiyorlardı. Miktarı ise bilinmez söylenmezdi...

Ancak tüm bu "ulvi ereğe" karşın maç sonu için söylenmesi gerekenler vardı. Tokatspor'un Adana Demirspor'u 2-1 gibi "fani" bir skorla yendiği maçta çıkan kavga ne yeri ne de sırasıydı. Yapmasaydık, etmeseydik, ne güzel olurdu diye söylenmeye devam edeceğiz ve  şu ölümlü düyada "değer mi hiç"deyip önümüzdeki maç sonlarına bakacağız...


• Serhat Gürcan Gündüz l 20 Eylül 2010 0 Yorum





Rondo hapiste fakat suçlu olduğu için değil. Bir enerji içeceği firmasının Amerika'da düzenlediği King Of the Rock etkinliği çerçevesinde kazanana ödülünü vermek için Alcatraz'daydı Rondo. Kaçmanın imkansız olduğu söylenen hapishanenin artık müze olan bölümlerini gezerken demir parmaklıklar arkasında bir resim çektirmek istemiş All Star guard. Umarız bu resim gerçeğe dönüşmez...





• Aslı Arslan l 18 Eylül 2010 0 Yorum

Büyük bir Lakers hayranı Lionel Messi'ye hediye edilen forma. Yakışır.

Fakat keşke daha düşünceli davransaydı hediyeyi getiren Lakers tarafı. Zira forma Messi'nin boyu kadar. Öneri; kids reyonundan, 167cm. Neyse seneye-de-giyer.


Bu da veriliş anının videosu, Barça TV'den. http://www.youtube.com/watch?v=-_vZC1-AQU0

• Mustafa Akkaya l 16 Eylül 2010 0 Yorum

Yukarıdaki kare, İngiltere'deki bir berber dükkanını gösteriyor. İlginç olan ise ismi... İngiltere'nin artık 'eski' 1 numarası olan Robert Green, 2010 Dünya Kupası'nda oynadıkları ilk takım olan ABD karşısında yediği hatalı golle tüm ülkenin iyi dileklerini (!) almıştı. Sonunda da kulübeye ani bir dönüş yapmıştı tabii. Bu dükkan gerçekten onun mudur bilemeyiz ama malum golün ardından pek de güvenilir bir yer olacağını söyleyemeyiz. Üstelik bu sefer elinde eldiven yerine ustura ve makas olan biri varken...

• Aslı Arslan l 15 Eylül 2010 0 Yorum

Issız bir adaya düşsen, yanında götüreceğin üç şey? : Bir top, erkek kardeşim ve kız arkadaşım

En sevdiğin kitap, film ve müzik türü? : Pek kitap okuma fanatiği değilim. En sevdiğim film Gladiator. Genelde kulağıma hoş gelen müziği dinlerim, ancak Raggaeton ve Melendi en favorilerimdir.

Birinden imza isteyecek olsan?: Maradona’dan olurdu.

Hayatında ne olmasa yapamayacağını düşünürsün? : Ailem ve futbol.

Spor kariyerinde gelişme göstermende seni en olumlu yönde etkileyen kimdi?: Hiç şüphesiz, erkek kardeşim.

En çok gereksiz yere parayı neye harcarsın? : Kıyafetlere. (Bu çok enteresan, çok.)

Boş zamanlarında en çok ilgini çeken/yapmak istediğin şey?: PSP’de oyun oynamak.

Sıradaki kişisel amacın nedir?: İngilizce öğrenmeye başlıyorum. (Burası transfer koktu. Evet.)


Athletic Bilboa’nın Lion King lakaplı genç forveti Fernando Llorente’nin bir İspanyol dergisine verdiği röportajdan kısa-cevaplı bölümleri okudunuz. Dikkatimi en çok çeken kıyafetlere olan merakı, daha önceki röportajlarında da okumuştum. Ve ne mutlu ki İngilizce öğrenmeye başlamış, EPL'de HD izleme heyecanı sardı aniden. Hem Bendtner'in forvet oynadı gezegende alemin kralı olur mu, olur.

Bu iri-yarı fakat sevimli İspanyol adam hakkında daha fazla bilgi edinebilmek için röportajın tamamının çevirilmeye değer olup olmadığını hala araştırıyorum, uzun göründü gözüme. Sevgiler.


• Onur Saygın l 14 Eylül 2010 1 Yorum




Federer ve Nadal çok eğlenceli olmuş.

Not : Video sahibi embeed olayını kapatmış sanırım. O yüzden link veriyorum. Buradan seyredebilirsiniz.

• Aslı Arslan l 0 Yorum

• Aslı Arslan l 3 Eylül 2010 0 Yorum





Son Dünya Şampiyonu İspanya, Euro 2012 elemelerine hazırlık için Zürih kampında.

Teknik direktör Vicente del Bosque ve futbolcular oldukça neşeli geçen üç günün ardından, Liechtenstein maçının hazırlıklarını tamamladı.

• Aslı Arslan l 17 Ağustos 2010 1 Yorum



Thierry Henry ile yakın arkadaşı Tony Parker, Fransa-ABD Global Community Cup mücadelesi öncesinde, Madison Square Garden'da.

(15.08.2010)

• Aslı Arslan l 15 Ağustos 2010 0 Yorum






Çoğu La Liga'da top koşturan futbolcuların twitter sayfalarında yayınladıkları fotoğraflardan seçmeler.
İlk fotoğraftaki ufak Barça'lı, Gerard Pique. Bir sonraki fotoğrafta yunusların bile sevdiği futbolcu Lionel Messi, Messi'nin bu fotoğrafı kız arkadaşıyla geçirdiği Meksika tatilinden. Cesc Fabregas, kız kardeşi Carlota ile "ev hali"ni paylaşırken, Rio Ferdinand, İngiltere'yi evden destekliyor. Sergio Aguero ise film yıldızı olma yolundaki ilk adımlarını, twitpic'te atmaya başlıyor ve yolculuğunda ona Cesc Fabregas'ın da eşlik ettiğini görüyoruz.
Son iki fotoğraf, Sergio Ramos'un twitter sayfasından. Ramos bizlere Hollywood Bulvarı'nda Michael Jackson hayranlığını gösterdikten sonra, takım arkadaşlarıyla alışveriş hatıralarını da paylaşıyor.

• Mustafa Akkaya l 13 Ağustos 2010 0 Yorum


İnsan şu fotoğrafa bakınca "bu nasıl futbolcu?" diye sorası geliyor. Ronaldo'nun göbeği zaten Real Madrid'teki son zamanlarından bu yana akıllarda yer etti. Hoş, onun yerine gelen adaşı da Brezilyalı'nın aksine her fırsatta kas şov yapmaya bayılıyor! Eski futbolcuları emeklilik sonrası halı sahalarda görmeye alışığız ama Ronaldo bu haliyle anca defansta kale gibi duran göbekli dayı rolünü oynayacak gibi.

• Onur Saygın l 26 Temmuz 2010 0 Yorum


U-19 Avrupa Şampiyonası'nda oynanan İspanya-İtalya maçına 1991 doğumlu Real Betis B takım oyuncusu Ezequiel Calvente kullandığı penaltı vuruşuyla damga vurdu. Buna benzer bir vuruşu yıllar önce Thierry Henry Arsenal forması giyerken maç öncesi ısınırken denemişti. Gerçi Henry sadece eğlenmek için kullanırken Ezequiel'in uluslararası bir turnuvada kullanması işin önemli kısmı. Penaltı kullanılırken İspanya 2-0 önde de olsa denediği penaltı kolay kolay cesaret edilebilecek bir vuruş değil.



76 Avrupa Şampiyonası'ndan beri topun dibine girerek yapılan her penaltı vuruşuna Panenka penaltısı denildiği gibi belki de bundan sonra bu tip kullanılan penaltılar için de Ezequiel penaltısı kalıbı kullanılmaya başlanır.