TAŞRA BASKISI

İSTANBUL VE TAŞRA BASKILARI AYNI ANDA ÇIKAN BLOG

Yüzyılın Son Oyunları

Cengiz Bahadır Özdemir 22 Eylül 2010

Gün ortasında, eskileri yad edebileceğimiz yeni bir yazı koymak istedim. Benim de ucundan takip edebildiğim ilk olimpiyat oyunları olan 96 Atlanta'yı hatırlatmak istedim. Burada yazanlar sadece aklımda kalanlar. Başka önemli olaylar da mutlaka vardır. Atlanta Oyunları denince aklıma gelen isimler Naim Süleymanoğlu, Michael Johnson, Dream Team, Amy Van Dyken, Hamza Yerlikaya, Mehmet Akif Pirim oluyor. Elbette daha pek çok sporcu önemli işlere imza attı ancak hafızamda kalanlar bunlar. Hafızamızı biraz daha zorlayıp neler yaşandığına bir bakalım:
Olimpiyat demek atletizm demek. En azından olimpik ruhun içinde atletizm olmazsa olmaz. Atletizmde benim gördüğüm tek bir adam vardı: Michael Johnson! Belki şimdiki genç insanlar Usain Bolt gibi bir atletin en iyisi olduğunu düşünüyor olabilirler. Ancak küçüklüğümde ben de bu adama hayran kalmıştım. Hakikaten çok hızlıydı. ABD'de dünyanın en hızlı adamı olarak görülüyordu. Bireysel olarak yarıştığı ilk olimpiyatlardı. Önce 200 metrede piste çıktı. Hatırladığım kadarıyla finalden önceki yarışta fazla hızlı olmadığı gerekçesiyle eleştiriler yöneltilmişti. Bu yüzden de finaldeki yarışta arkada kalabileceği ve altın madalya alamayabileceği konuşuluyordu. Herhalde bu iddialar ABD'li atlete doping etkisi yarattı. Muhteşem bir çıkışın ardından sonlara doğru rahat bir yarış sergileyen Altın Ayakkabı, 19.32'lik süreyle dünya rekoru kırmıştı. Yavaş mı, formsuz mu; işte cevap . 200 metreden sonra 400 metrede de birinciliği olimpiyat rekoru ile kazanan sporcu böylece iki altın madalya ile oyunları tamamlamış oluyordu. Biz de yeni bir kahraman elde etmenin sevinciyle hayatımıza devam ediyorduk. Ekmek almaya giderken, okula giderken, sokakta yürürken bile bu adamı düşünüp ya koşuyordum ya da koşar adım gidiyordum. Şu anda hızlı adımlarla bir yere gitmemin sebebi de bu adam olabilir. Çocukluğuma inme klişesinden bunu çıkarabiliriz. Atletizmde tek rekor Johnson'dan gelmemişti. Kanadalı Donovan Bailey 100 metrede 9.84'lük dünya rekoru ile birinci olmuştu. Kanada'nın yaz olimpiyatlarında kazandığı en önemli başarılarından biridir. Sonuçta ABD 13'ü altın olmak üzere toplamda 23 madalya alarak atletizmde ne kadar ileride olduklarını kanıtlamışlardı. 
ABD'nin başarısı bununla sınırlı kalmayacaktı. Dream Team'in en sağlam olduğu olimpiyat oyunlarıydı. Kadroda çok önemli isimler vardı. Hala akıllarda kalan efsanedir. O efsane de son derece rahat bir şekilde çıktıkları finalde, dönemin en has takımlarından Yugoslavya'yı yenerek altın madalyaya uzandı. Üçüncü ise yine o dönemin en önemli takımlarından Litvanya oldu. Futbolda yıldızlar geçidi vardı. Daha doğrusu 90'lı yılların sonuna, 2000'li yılların başına damga vuracak oyuncuların savaşını izlemiştik. Passarella'lı Arjantin'in, Ronaldo-Roberto Carlos-Rivaldo'lu Brezilya'nın, 98 Dünya Kupası'nı sallayacak Nijerya'nın, Fransa'nın, İtalya'nın olduğu bir turnuvaydı. Kazanan ise hızın ve tekniğin birleşimi olan Nijerya idi. Finalde Arjantin'i 3-2 yenen Nijerya altın madalyaya uzanmıştı. 90. dakikada Amunike'nin attığı gol ise bugün bile tartışılabilecek nitelikteydi. İşte o gol . Efsane kadrolu takımlardan Brezilya ise üçüncülük maçında Portekiz'i 5-0 geçerek bronz madalyaya uzanıyordu. Yüzmede Rus Denis Penkratov 100 metre kelebek yarışlarında dünya rekoru kırarken, Amy Van Dyken tam dört altın madalya kazanarak bir ilki başarıyordu. Dört altın madalya kazanan ilk ABD'li kadın sporcu olarak tarihe ismini yazdırmıştı. ABD hem erkeklerde hem de kadınlarda takım olarak birinciliğe uzanıyordu. Andre Agassi ve Lindsay Davenport ilk ve tek olimpiyat altınlarını ulaşıyorlardı.  
Gelelim Türkiye'ye. Türkiye'nin kazandığı 6 madalyanın 5'i güreş ve halter dallarındaydı. Önce halterle başlayalım: Naim Süleymanoğlu buraya iki olimpiyat altınlı bir sporcu olarak gelmişti. Kendisini zorlayacak fazla rakip yoktu. Yunan Valerios Leonidis ile amansız bir mücadeleye tutuşmuşlardı. Koparmada 147,5 kg kaldırarak avantajlı konuma geçen Naim, Yunanlı sporcunun silkmede 187,5'luk dünya rekoru ile geriye düşmüştü. Kilo avantajı bulunan Naim'in yapması gereken tek şey aynı kiloyu kaldırmaktı. O da bunu başardı ve toplamda 335 kg kaldırıp dünya rekorunu kırmış oldu. Son hakkındaki kaldırışı buradan izleyebilirsiniz. Gelelim o zamanın biraz daha geride kalan ismine.Halil Mutlu'nun ikinci olimpiyatıydı. İlkinde beşinci olabilmişti. Burada ise çok daha iyi bir mücadele sergileyerek birinci olmuştu. Koparmada 132,5 kg kaldırarak dünya rekoru kıran ''post-modern cep herkülü'' silkmede 155 kg'ı kaldırarak birinci olmuştu. Böylece halterde iki altın madalya kazanarak dördüncü oluyorduk. 
Güreşte Türkiye yine hünerlerini sergiliyordu. 57 kg'da Harun Doğan şanssız bir şekilde ilk turdan yenilse de represaj mücadelelerinde müthiş bir performans sergileyerek bronz madalya mücadelesine çıkıyordu. Ancak Kuzey Koreli rakibine yenilerek oyunları dördüncü tamamlıyordu. Sabahattin Öztürk ise İranlı tecrübeli güreşçi Amer Reza Khadem ile üçüncülük maçı yapmıştı. Çekişmeli geçen mücadelede taraflar üstünlük sağlayamamıştı ve hakem kararıyla İranlı sporcu galip sayılmıştı. Serbest stilde işler iyi gitmiyordu. Son günde ise Mahmut Demir mindere çıkıyordu. 130 kg'da mücadele eden sporcumuz rakiplerini yenerek altın madalyanın sahibi oluyordu. Greko-Romen'de ise çok şey beklediğimiz Şeref Eroğlu ve Nazmi Avluca müsabakalardan çok kötü bir şekilde elenen isimlerdi. Yüzümüzü güldüren isimlerden biri Mehmet Akif Pirim olmuştu. İlk turda elenen sporcumuz, represaj mücadelelerine katılarak madalya şansını arttırdı. Buradaki tüm maçlarını kazanan güreşçi üçüncü olarak bronz madalyanın sahibi oldu. Asrın güreşçisi Hamza ise ilk turu bay geçtikten sonra bütün rakiplerini yenerek altın madalyanın sahibi oldu. Güreşin sonunda o meşhur taklasını atıp zaferin tadını çıkarmıştı. Böylece Türkiye güreşte iki altın bir bronz madalya ile dördüncü sırada yer almıştı. Geçmişimizin hiç de fena olmadığı boksta ise Malik Beyleroğlu finalde Kübalı rakibine 11-3 yenilerek gümüş madalya kazanıyordu. Böylece Türkiye, dördü altın olmak üzere, altı madalya alarak oyunları Danimarka ile 19. sırada tamamlıyordu. ABD 101 madalya kazanırken, Rusya 63 madalyada kalıyordu.

1 Yorum

  1. mehmet akif pirim'in esas başarısı 92 barcelona olimpiyatlarında grekoromende altın madalya kazanmasıdır. Pirim'in muzaffer edayla ağlamaklı ifadesi hala gözümün önündedir.

     

Yorum Gönder