TAŞRA BASKISI

İSTANBUL VE TAŞRA BASKILARI AYNI ANDA ÇIKAN BLOG

Motor Sporları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Motor Sporları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
• Cengiz Bahadır Özdemir l 6 Nisan 2011 0 Yorum

Malezya GP öncesi, Team Lotus pilotları Jarno Trulli ve Heiki Kovalainen Kuala Lumpur'daki The Alice Smith Okulu'nu ziyaret ettiler. Malezya'nın Formula 1'e girmesinin getirileri arasında böyle sosyal sorumluluk projeleri de var. Pistte yüzü bir türlü gülmeyen pilotların çocuklarla birlikte güzel vakitler geçirmesi de takım adına olumlu bir gelişme. En azından kafalarını dağıtmışlar biraz. O ziyarete dair birkaç foto ve Lotus'un twitter sayfasından alınmış kısa bir video ile yazıyı sonlandıralım.
Pilotlar, öğrencilerin sorularını cevaplıyorlar.
Sanırım Kovalainen'e saldırı planlamışlar. Ne güzel olurdu.


• Cengiz Bahadır Özdemir l 4 Nisan 2011 0 Yorum

Rengimiz belli olmasın diye alfabetik sıraya göre (soyad sırası) fotoğrafları koydum. En güzel kaskların son iki sırada olması ise tamamen şans.

• Cengiz Bahadır Özdemir l 21 Mart 2011 0 Yorum

Ve sezon 25 Mart'ta başlıyor. 1 senelik aranın ardından, Avustralya yine ilk yarış olarak karşımıza çıkmış durumda. Çocukluğumda, her sezon Avustralya ile başlar; Japonya ile biterdi. Sonra Brezilya girdi devreye ve son yarışlar Brezilya'da yapılmaya başlanmıştı. Ama Arap sermayesine kayıtsız kalamayan Formula 1, başlangıç ve sonuç yarışlarını Arap ülkelerinde yapmaya başladı. Bu sene ise Bahreyn'in iptal edilmesiyle eski alışkanlıklara geri dönülüyor. İptal kararı sonrası takımlar daha fazla test yapma imkanı buldu. Bu testlerde Ferrari, Red Bull gibi takımların yanında Mercedes ve Sauber'in performansları da dikkat çekti. McLaren ve Force India ise hayal kırıklığıyla dolu haftalar geçirdiler. Şimdi takımlara, pilotlara ve yeni kurallara şöyle bir göz gezdirelim:

Scuderia Ferrari (Alonso-Massa)

Pistin en hızlılarından biri olan Ferrari, aynı zamanda en hızlı pilota da sahip. Alonso en fazla tur atan pilotlardandı. Aldığı başarılı sonuçlar ve kendine güveni de onu bir adım öne çıkarıyor. Massa yine ikinci pilot olarak görevini yapacak. Yeri geldiğinde yol verecek, yeri geldiğinde gaza getirilip podyum kovalayacak. Son yarışını 2 sezon önce kazanmış birinin hala Ferrari'de olmasının mantığını anlamak zor tabi. Son senesinde en iyisini yapmaya çalışacak.

Red Bull Racing (Vettel-Webber)

Rekabet üzerine kurulu bir takım Red Bull. Vettel-Webber çekişmesi takım için zararlı gibi gözükse de bence başarının sırrı bu ikiliyi kapıştırmakta. Vettel şampiyon pilot olarak bu sezona başlayacak ve üstündeki yük de ağır olacak. Webber ise kariyerinin sonunda şampiyonluk istiyor. En başarılı senelerini burada yaşadı ve bu sene de iddialı açıklamalarıyla dikkat çekiyor. Araç için söylenecek fazla bir şey yok. Pistin en hızlısı ama en dayanıklısı olacak mı, onu da yarışlarda göreceğiz.

McLaren Mercedes (Hamilton-Button)

Testlerde en fazla sorun çıkaran araçlardan birine sahip McLaren. Hamilton bu durumdan hoşnutsuz olduğunu defalarca dile getirdi. Son olarak "En iyisi olmak için buradayım, birkaç yarış kazanmak için değil" diyerek durumu çok net bir şekilde özetledi. Button ise daha iyimser. Yeni aracın, yeni lastiklerle yarışmasının ve iyi performans göstermesinin zaman alacağını söylüyor. Sonunda da Red Bull'un bu sezonun en iddialı takımı olduğunu itiraf ediyor. Eğer testlerin daha ilerisine gidemezlerse, yerlerini Mercedes'e kaptırabilirler.

Mercedes GP (Schumacher-Rosberg)

Ross Brawn mucizesi bu sene gerçekleşir mi? Mercedes bu sorunun cevabını arıyor. Bir efsane pilot, bir umut vaat eden pilot ve sağlam bir araç. Şampiyonluk, en azından birkaç yarış kazanmak için daha ne gerekir? Barcelona'daki testlerin en iyilerinden biri oldular. Schumacher bu sene podyumda sürekli yer almak için yarışacaklarını söylüyor. Geçtiğimiz sene hep ihtiyatlı konuşmuştu. Bu sene iddialı demeçlere başladıysa bildiği var demektir. Rosberg de çok yetenekli olduğunu geçen sezon gösterdi. İlk üç arasına gireceklerini düşünüyorum.

Renault Lotus (Heidfeld-Petrov)

İsmi bir garip, rengi bir değişik, en iyi pilotundan yoksun bir takım izleyeceğiz. Pistteki performansları sezon öncesinde iyiydi. Formula 1'in Hikmet Karaman'ı olmaya aday pilotu Heidfeld için Renault büyük şans. Bir Kubica değil ama hızlı bir pilot. Sınırları zorlamayı seviyor ve bu sene de kendisinden beklenen puan alması. Petrov ise son şansını kullanıyor. Geçen sene yarış tamamlamakta zorlandı. Bu sene önündeki Heidfeld'le çekişecek. Kendisini göstermesi için önemli bir fırsat.

Williams Cosworth (Barrichello-Maldonado)

Barcelona'da sorunlar yaşayan takımlardan Williams. Buna rağmen, pistin en eskilerinden Barrichello'ya sahipler. Usta Brezilyalı yine aracından maksimum performans alacaktır. Ama gözler Maldonado'nun üzerinde olacak. İlk önce sponsor pilotu diyerek burun kıvırmıştım ama testlerde o kadar da kötü bir pilot olmadığını gösterdi. Her ne kadar sorunlu yarışlar çıkarsa da bence bu sene Maldonado önemli bir aşama kaydedecek.

Sauber (Kobayashi-Perez)

Sezon başında beklentilerin üzerinde olan takımlardan biri oldu Sauber. Kobayashi gibi bir pilota sahipler. Geçen seneki performansı -özellikle son yarışlardaki- inanılmazdı. Akıllara Takuma Sato'yu getirmiş olsa da, ondan çok daha iyi. Muhtemelen birkaç yarış daha olsa, o gazla Kobayashi ilk 5'i zorlardı :) Ama yanında bir başka hızlı pilot olacak. 1981'den beri Formula 1'deki ilk Meksikalı olan Perez, testlerdeki performansıyla herkesi hayran bıraktı. Sauber bu senenin sürprizi olabilir. Yeter ki araçları sorun çıkarmasın.

Force India (Sutil-Di Resta)

Sezona kötü başlayan takımlardan. Testlerdeki süreleri çok iyi değil. Pilotlara bakınca da umutlanmak zor. Sutil'in orta sıra pilot olduğunu geçen sene gördük. Orta sıralardaki rekabet için ismi yazılabilir. Ama Di Resta'nın son sıralarda debeleneceğini düşünüyorum. Eğer araçları dayanırsa birkaç puan toplayabilirler. Onun dışında bu sezon sonlarda kalacaklar.

Toro Rosso (Buemi-Alguersuari)

Geçen sene alt sıraların en iyileriydiler. Bu sene de önemli zamanlara imza atarak sezona başladılar. İki genç pilotun daha iyi performans göstermesi bekleniyor. Yeni aracın daha rekabetçi olacağını görüyoruz. Alt sıralardan, orta sıra takımı olmamaları için hiçbir sebep yok.

Team Lotus (Trulli-Kovalainen)

Yemyeşil rengiyle gerçek Lotus görünümünde olan Team Lotus bu sene daha iddialı. Geçen seneki geri dönüş pek iyi olmamıştı. Hatta 500. yarış tam bir hayal kırıklığıydı. Ancak bu sefer biraz daha umutlular. Renault motoruyla Red Bull kanatları eğer uyumlu çalışırsa Lotus'un puanlar kazanmaması için hiçbir sebep yok. Bir de Kovalainen'in düzelmeyen performansı var ama o konuya girmeyelim.

Hispania Racing Team (Karthikeyan-Liuzzi) ve Virgin Racing (Glock-D'Ambrossio)

İki takımı da bir arada değerlendirmek istememin sebebi, testlerdeki kötü performansları. Umut verici bir pilot yok. Belki Liuzzi'nin geçen seneki ortalama performansıyla öne çıktığını görüyoruz ama bunun dışında iki takımın bazı yarışlara çıkamayacağını düşünüyorum. Sebebi de, birazdan açıklayacağım %107'lik kural. Yarışsalar da puan alırlar mı, o da bir başka sorun tabi.
Kurallar:

Pirelli artık Formula 1'de. Yepyeni 6 lastik seçeneği sunuyor. Bunları sert, orta, yumuşak, süper yumuşak, ıslak ve geçiş lastikleri şeklinde sıralayabiliriz. Farklı renklerdeki lastikler sayesinde bizler de hangi takımın, hangi lastiği kullandığını görebileceğiz.

Sert - Gümüş
Orta - Beyaz
Yumuşak - Sarı
Süper Yumuşak - Kırmızı
Islak - Turuncu
Geçiş - Mavi

Araçlarda da büyük değişiklik var. KERS yeniden devrede. Frende ortaya çıkan kinetik enerjinin saklanıp istenildiği zaman bu enerjinin kullanımını sağlayan sistem, daha önceden pahalı ve herkesin kullanamayacağı bir teknoloji olduğu için yasaklanmıştı. 2 senedir mühendisler bu sistem üzerinde çalışıyor ve iyi kullanan takımlar bariz bir avantaj kazanacaktır.

%107'lik kural ise küçük takımların pek çok yarışı kaçırmasına sebep olacak bir kural. Cumartesi günü en hızlı turu atan pilotun, %107'si kadar yavaş olan pilot pazar günkü yarışa katılamayacak. Bu da, sonda bahsettiğim takımları epey bir etkileyecek.

Ayarlanabilir arka kanatlar da bir başka yenilik. Ancak ben bunu daha çok acayiplik olarak görüyorum. Bir tuş sayesinde arka kanatlarda boşluk yaratılıyor ve geçişi kolaylaştırıyor. Ancak bunu her noktada değil, sadece izin verilen yerlerde yapabiliyorsunuz. Ayrıca ilk 2 turda bunu kullanmak yasak. Belirli noktalar ve ilk 2 tur dışında, pilotları bir de gereksiz tuşlarla uğraştırması açısından bence gereksiz bir kural olmuş. Şu anda sağlayacağı katkı merakla bekleniyor.

KERS geri geldi, F Kanal kaldırıldı. Bir başka saçmalık olarak gördüğüm F Kanal sisteminin kaldırılmış olması artı olsa da, ayarlanabilir kanatlar için bundan fedakarlık edildiğini düşünüyorum. KERS'in de tüm takımlarda olması durumunda nasıl bir sonuç yaratacağı önemli.

Takım emirleri artık serbest. Tabi bunu da adabıyla yapmak kaydıyla. Öyle doğrudan "Hacı, takım arkadaşına yol ver, o kazansın" gibi abuk bir cümle kurulamaz. Onun yerine "Felipe, Fernando is faster than you" demek daha mantıklı.

Son olarak, artık 4 yerine 5 vites kutusu kullanılacak. Sezon boyunca 4 vites kutusuyla yarışılan geçtiğimiz senede Red Bull çok zorlanmıştı. Artık bu sayı 5'e yükseltildi. İkinci bir pilot için fena olmayan sonuçlar görmeyiz umarım.

"Gel tezkere" şarkısı eşliğinde Avustralya GP'sini bekliyoruz.

• Cengiz Bahadır Özdemir l 7 Mart 2011 0 Yorum

Meksika Rallisi galibi Sebastien Loeb oldu. Sezonun ikinci yarışında, ilk galibiyetini alan Total Citroen pilotu en yakın rakibi Hirvonen'in 1,5 dakika önünde yarışı bitirdi. BP Ford'un Fin pilotu Mikko Hirvonen ikinci, aynı takımdan Jari-Matti Latvala ise üçüncü oldu. Böylece BP Ford, podyuma iki pilotunu sokmayı başardı. İsveç Rallisi'nden sonra bir kez daha bunu başarmaları, bu seneki çekişmenin çok çetin geçeceğinin göstergesi. Total Citroen'in bir başka Fransız'ı Sebastien Ogier ise son gün yarış dışı kaldı.
Meksika'daki sokak yarışını Peter Sollberg kazandı. Guanajuato'daki yarışta Norveçli pilot en hızlı isim oldu. Loeb ve Ogier ise Norveçli'nin arkasında kaldılar. Diğer etaplarda ise Ogier'in üstünlüğü vardı. Fransız pilot ilk gün, 7 etabın 4'ünü kazandı. Loeb ise 3 etap kazanarak günü ikinci sırada tamamladı. Bu performanslarını ikinci gün de sürdürdüler ve Ford pilotlarıyla aradaki farkı açtılar. Üçüncü gün ise şanssızlık Ogier'in peşindeydi. Üçüncü günün ilk etaplarında aksını kıran Fransız sürücü yarış dışı kaldı. Bu da Loeb'ün liderliğe oturması demekti. Loeb ve Latvala'nın üst üste etap kazanmalarından sonra, son yarışta ekstra puan getirecek olan Power Stage'i Hirvonen kazandı. Böylece sıralama da belli oldu.

Yarışın dördüncüsü Peter Sollberg oldu. İsveç Rallisi'nin sürpriz ismi Ostberg beşinci, tecrübeli pilot Henning Solberg ise altıncı sırada yer aldı. Stobart Ford pilotları Matthew Wilson ve yeni transfer Evgeny Novikov yarışı tamamlayamayan isimler oldular. Kimi Raikonen ise Meksika Rallisi'nde yarışmadı. Sıradaki yarış 24-27 Mart tarihleri arasında, Portekiz'de yapılacak. Yarış öncesi pilotlar sıralaması şu şekilde olacak:

1- Mikko Hirvonen    46
2- Sebastien Ogier   37
3- Jari-Matti Latvala  31
4- Mads Ostberg      28
5- Peter Sollberg     23
6- Sebastien Ogier   15

• Cengiz Bahadır Özdemir l 1 Mart 2011 0 Yorum

1979 yılında ilk olarak yapılan ve 2004'te WRC takvimine katılan Meksika Rallisi, bu sene 3-6 Mart tarihleri arasında yapılacak. Meksika Rallisi'nin toprak piste sahip olduğunu hatırlatmak gerek. Ancak ilk günde sokak yarışı yapılacak. Tarihi tünellerin altından geçecek olan pilotlar için heyecan verici bir bölüm olacak. Meksika'daki son 4 yarışı da kazanan Dünya Şampiyonu Sebastien Loeb yine iddialı.  Yani Citroen'lerin burada başarılı olacağını düşünebiliriz. Loeb iyi bir başlangıç yapamadı İsveç'te. Bu sene son senesi olabilir ve Meksika'daki başarısını sürdürmek isteyecektir. Ogier ise daha önde. Citroen'in harika çocuğu 2008'de junior kategorisinde burada birinci oldu. 2010'da ise üçüncü sırada yarışı bitirdi. Yeni araca daha çabuk alışmış gibi. Bir diğer Citroen kullanan Peter Solberg, İsveç Rallisi'nde beklenenin altında bir performans gösterdi. Burada daha önceden bir kez kazanan tecrübeli Norveçli yine başa savaşacaktır.
Gelelim Ford pilotlarına. Finlilerden hiçbiri 3. sıradan daha yüksek bir derece alamadılar. Mikko Hirvonen, İsveç Rallisi'ni kazanarak geleneği devam ettirdi. Meksika'da başarılı olacağını zannetmiyorum. Bu tip toprak yarışlarında sürekli hatalar yapan Hirvonen yarış öncesi nedense bana pek ümit vermiyor. Matti Latvala ise 2 hafta önce Portekiz'de test yarışlarında kaza geçirdi. Ford yetkilileri bu kazanın önemli olmadığını söylese de, Latvala'nın yeni araca alışması uzun sürecek gibi. Bir de not; İsveç Rallisi galibi Hirvonen de İsveç Rallisi öncesinde kaza geçirmişti. Belki bu kazalar Ford pilotlarının aklını başına getiriyordur.
İsveç Rallisi'nde sürpriz yaratan genç Ford pilotu Mads Ostberg ise burada ilk defa yarışacak. Yeni Fiesta'ya en çabuk adapte olan isim durumundaki Norveçli pilot burada sürpriz yaratma peşinde. Gerçekçi olmak gerekirse puan alması bile büyük başarı olur. Zaten ilk 5'te yarışı bitirirse, 2011 sezonunda yeni bir pilot kazanılmış olunur ve Ford'un ana takımına bir kişi daha eklenir. Al Qassimi, Wilson, Andersson, Block, Kuipers ve Henning Solberg diğer puan alma adayı pilotlar. Ve tabi Kimi Raikkonen. Her defasında "Ayrılacak mı acaba" diye sorulan Finli pilot inatla rallide yarışmaya devam ediyor. Burada geçen sene pek hoş anıları yoktu kendisinin. Yarışın ilk gününden aracını takla attırmış ve müsabakadan erkenden elenmişti. Yazının sonuna da bu pek hoş olmayan anıyı ekleyelim:

• Cengiz Bahadır Özdemir l 22 Şubat 2011 0 Yorum

Kuzey Afrika ve Orta Doğu'yu saran ateş Bahreyn'e de sıçramıştı. Haftalardır süren protestolar ve çıkan olaylar sebebiyle 11 Mart'ta yapılması planlanan Bahreyn GP iptal edildi. Aslında bu haber sürpriz değil. Bir haftadır bu konu gündeme getiriliyordu. Bernie Başkan'a sorulan soruları, ihtiyar "Belli değil" diyerek cevaplıyordu. Belli olmaması tamamen taktik gereğiydi. Çünkü işin içine sözleşmeler giriyordu. Formula 1'deki herhangi bir yarışı, hele de takvimdeki ilk yarışı iptal etmek masraflı bir işti.

Sözleşme şartlarını tam olarak bilmiyorum. Ancak ortada yaklaşık 60 milyon dolarlık bir anlaşma var. Bunun 40 milyonu Bahreyn'in yarışlara ev sahipliği yapmasına, 20 milyonu ise takvimdeki ilk yarış olmasına ayrılmış durumda. Bernie'nin kalkıp "İptal ettik" demesi pek kârlı olmazdı. Topu prense bıraktı. Bahreyn Prensi de bu ortamda yarışların yapılamayacağını itiraf etmek durumunda kaldı. İnternetin, ulaşımın, daha da önemlisi, seyircinin olmadığı bir organizasyon düzenlenemezdi. Böylece Bernie yine kaybetmeden işini halletti.
Aslında bu bir iptal kararı değil, erteleme kararı. Bahreyn hala takvimdeki yerini koruyor. Yarış belirsiz bir tarihe ötelendi. Bahreyn prensi, kişisel olarak bu yarışların hayranı ve Bahreyn'de yarış yapılması -söylenenlere göre- çocukluk hayaliymiş. Dolayısıyla durum normalleştikten sonra yarışlar yapılabilir. Ama yönetimsel değişiklikler olup "Halkımız aç, bir de böyle lüks işlere giremeyiz" kararı alınırsa Bahreyn uzunca bir süre takvim dışı kalır.

Bahreyn'in takvimden çıkması bizler için umut verici. "Krizi fırsata çevirmek" deyimi tam bu noktada geçerli oluyor. Bilindiği gibi, Bahreyn-Birleşik Arap Emirlikleri-Türkiye üçgenini tehlikeye sokan Bulgaristan-Rusya-Hindistan yarışları önümüzdeki yıllarda ortaya çıkacak. Buna son yıllarda sporun her alanına acayip paralar saçan Katar'ı da ekleyebiliriz. Bu üçgenden Bahreyn'in çıkması, Türkiye'nin elini rahatlatır. Bunlara Melbourne valisinin "F1 ekonomik açıdan bize zarar veriyor" açıklamasını da eklersek işler daha da anlam kazanır. Spa, Monza ve Valencia'daki yarış organizatörlerinin açıklamaları da uzun vadede takvimin değişebileceğinin sinyallerini veriyor.
Rusya, Bulgaristan ikilisinin girmesi burada kritik öneme sahip. Avustralya'daki yarışlar, ileride ABD'de yapılacak olası bir yarışla ikame edilebilir. Ama diğer iki ülkenin girmesi bizi takvim dışına iter. Buna, İstanbul Park'a ilginin çok az olması ve hükümetin yeni sözleşmeye fazla sıcak bakmamasını da eklersek (ki yeni sözleşmede, eskisinin iki katı ücret ödenmesi ön görülüyor) bizim takvimde kalmamız epey zor olacak. Tek avantajımız, mükemmel bir piste sahip olmamız. Her konuda olduğu gibi, bu konuda da "genç nüfusumuzun" olması bir şeyi değiştirmez. İlgi ve para bu yarışların kilidi.

Bu sene sözleşmenin son senesi. Gidip yarışları yerinde izlememiz gerek. Yılbaşına kadar bilet fiyatları yarı yarıyaydı. 3 günlük kombine biletlerin şimdiki fiyatları çok pahalı gibi olsa da, açık alan ve bronz tribün fiyatları uygun denilebilir. Sonuçta senede bir kez yapılıyor. Tehlikeli olarak gördüğüm Bulgaristan'da pistin yapılmasına daha var. Rusya da 2014'te Soçi'deki kış olimpiyatları yüzünden IOC'den izin alamadı (F1 pisti de bu şehirde yer alıyor). Katar'dan da henüz ses çıkmadı. Tüm bunları toplarsak, hükümetin desteği ve halkın geniş katılımıyla 5 yıllık yeni bir sözleşme imzalayabiliriz. Bir sporun içine Rusya, ABD, Hindistan, Uzak Doğu ülkeleri ve zenginleşen Arap ülkeleri giriyorsa o işte para vardır. Terk etmek ahmaklık olur.

"Viva La Revolucion" diyerek yazıyı bitirelim.

• Cengiz Bahadır Özdemir l 21 Şubat 2011 0 Yorum

Evgeny Novikov 2009 yılında Citroen Junior ile yarışlara katılmış ancak istediğini elde edemeyerek yarışlara ara vermişti. Henüz 20 yaşında bu kararı alması enteresandı. Şimdi ise yarışlara geri döneceğinin sinyallerini veriyor. Prodrive ile anlaştıkları söyleniyor. Yani Mini'nin üçüncü pilotu olmaya çok yakın. WRC'de etap kazanan ilk Rus pilottur kendisi. Rusların Formula 1 sonrası WRC'ye de yatırım yapması sürpriz olmaz.
2009 yılındaki Finlandiya'dan kendisini hatırlamaya çalışalım. O yarıştaki uçuşu yarışın heyecan verici anlarından biriydi. İlk videoda uçtuğu sahne, ikinci videoda ise birkaç etap sonraki kazası mevcut.


• Cengiz Bahadır Özdemir l 15 Şubat 2011 0 Yorum

İsveç Rallisi'nde Mads Ostberg'in ikinciliği kadar, Petter Solberg'in cezası da konuşuldu. Cuma günü yarışın beşinci etabına yetişmek için aracını aşırı hızlı kullanan Norveçli pilotun ehliyetine el konuldu. Saatte 80 km sınır olan yerde 112 km ile yol alan Norveçli pilotun cezası Pazar saat 14:00'dan itibaren başlayacaktı. Bu da yarışın son etabını co-pilot Chris Patterson'ın geçmesi demekti. Son etapta lider Hirvonen'in 51.2 saniye gerisinde kalan Patterson, etabı da sonuncu olarak bitirdi. Ancak Solberg'in 5. olup Löeb'ün önünde yarışı tamamlamasını sağladı. Kendisi için de ilginç bir tecrübe olduğunu söyleyen Patterson böylece ilk kez WRC'de sürücü olarak yarışmış oldu.

Böyle bir olay Türkiye'de olsaydı kim bilir ne gibi başlıklar atılırdı gazetelerin spor sayfalarında. Düşünmesi bile korkutucu.

• Cengiz Bahadır Özdemir l 14 Şubat 2011 0 Yorum

Yıllardır devam eden hakimiyet bu sene de sürdü ve İsveç Rallisi'ni Fin pilotlardan biri kazandı. Geçen senenin galibi (tek galibiyeti burada almıştı) Mikko Hirvonen, bu seneye de hızlı başladı. Ford Abu Dhabi pilotu Hirvonen, kazandığı 13. yarışla takımın en başarılı pilotu oldu. İkinciliği ise sürpriz bir şekilde Norveçli Mads Ostberg aldı. Özellikle ilk günde müthiş bir iş çıkarıp pek çok etabı birinci bitirdi. 24 yaşındaki pilot, geçen sene Stobart Ford takımına geçmişti. Kariyerindeki en iyi derecesini de burada almış oldu. Üçüncülüğü Ford Abu Dhabi'nin diğer Finli'si Latvala aldı. Son gün performansıyla podyumdaki son yeri kapan Fin pilot Ford'a önemli puanlar kazandırdı.
Citroen'ler ise büyük hayalkırıklığı yaşadılar. Dünya Şampiyonu Loeb, ikinci günde büyük bir kazayı kıl payı atlattı. Sagen Etabı'nda, Patrik Sandell'le çarpışmasını seyircilerin erken uyarısı önledi. Loeb'ün açıklamasına göre, viraj öncesinde seyirciler işaretlerle Loeb'ün yavaşlamasını söylemişler ve Loeb de yavaşlamış. Viraj çıkışında ise Sandell'in arabasının yanından kazasız bir şekilde geçmiş. Böylece büyük bir kaza atlatılmış oldu. Ancak Loeb'ün 22 etaplık rallide sadece 3 etabı kazanabilmiş olmasını bu durum açıklayamaz. Kötü bir yarış geçirdiğini kendisi de söyledi. Loeb yarışı 6. sırada bitirdi.
2. kez İsveç'te yarışan Ogier ise Total Citroen'in en iyisiydi. Genç yarışçı son gün arabasını kontrol etmekte zorlandı ve kar bankete çarparak epey zaman kaybetti. 4. sırada yarışı bitiren Ogier'i, tecrübeli pilot Petter Solberg takip etti. Özellikle ilk günkü performansıyla dikkat çeken Norveçli P.G.Andersson ise 7. sırada yarışı tamamladı. Kendi aracını kullanan Andersson İsveç'teki en iyi derecesini yaptı. Geçtiğimiz aylarda bütün motorsporlarına girebileceği söylenen (!) Kimi Raikonen'se 8. oldu. Yeni takımıyla birlikte iyi bir derece elde ettiğini görüyoruz. Matthew Wilson 9., Khalid Al Qassimi ise 10. sırada yarışı tamamladı.

İsveç Rallisi beklenildiği gibi sona erdi. Ford'un üstünlüğü kendini çok net bir şekilde gösterdi. Ancak Ostberg ve Andersson gibi rallicilerin buradaki performansları heyecan yarattı. Dilerim bu iyi performansları sadece İsveç'le sınırla kalmaz. Çünkü toprak yollarda Citroen gerçeği ortaya çıkacak. Son olarak Ken "Manyak Herif" Block'un güzel bir hareketi ile yazıyı sonlandıralım. 

• Cengiz Bahadır Özdemir l 10 Şubat 2011 0 Yorum

Kubica'nın yaptığı korkunç kaza malumunuz. Allah'tan hayati tehlikesi kalmadı ve 1 sene sonra tekrar pistlerde görebileceğiz kendisini. Kazadan sonra pek çok pilot açıklamalarıyla Kubica'ya destek oldu. Ama daha güzelini, Jerez öncesi Formula 1 takımları yaptı. Test sürüşlerinden önce araçların kenarına Lehçe "Geçmiş olsun" mesajı eklemişler. Hoş bir jest olmuş. Formula 1'i spordan saymayanlar için sporun ne demek olduğunu göstermeleri benim için ayrıca güzel oldu.
Ferrari
McLaren Mercedes
Red Bull Racing
Renault Lotus
Sauber
Team Lotus