TAŞRA BASKISI

İSTANBUL VE TAŞRA BASKILARI AYNI ANDA ÇIKAN BLOG

Ligue 1 Preview

Kadir Ar 7 Ağustos 2010 ,

Fransa Ligi bugün akşam 22.00'de 2010-11 sezonunu açacak. Geçen sezon Lyon ve Marsilya'nın yaptığı flaş transferlerden sonra bu yıl transfer piyasasında yaprak kımıldamamasına rağmen, onlar hala Avrupa'nın 5. büyük ligi. Biz de yeni sezon öncesi, geçen yılın puan sıralamasına göre giderek, takımları kısaca bir tanıtalım istiyoruz...

Marsilya: Eric Gerets'le son haftalarda Bordeaux'ya kaybettikleri şampiyonluktan sonra Lucho Gonzalez, Heinze gibi önemli ve pahalı transferler yapıp, favori başladıkları ligi şampiyon bitirdiler. Lig Kupası şampiyonluğu da şampiyonluk pastasının üzerindeki krema oldu. 18 yıl sonra kazandıkları bu şampiyonluk onları daha da hırslandırdı. Lyon'la beraber ligde yine en büyük favori onlar. Şampiyon kadroyu tamamen koruyan Deschamps, sadece sağ beke Osasuna'dan Azpilicueta'nın transferini istedi ve 7 milyon avroya bu transferi bitirdiler. 21 yaşındaki oyuncu, Dünya Şampiyonu İspanya'nın 30 kişilik ilk kadrosuna seçilmiş, ama 23 kişiye inen kadroda yer bulamamıştı. Şu an için en büyük problemleri, geçen yılın gol kralı Niang'ı takımda tutabilmek. Ben Arfa'nın durumu ise belirsizliğini koruyor. Fransa'nın etnik açıdan en karmaşık şehrinin taraftarları, 60000 kişiyle hınca hınç doldurdukları Velodrome'da bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde de iddialı bir takım izlemek için Deschamps ve onun alternatifi bol kadrosuna güveniyorlar...

Lyon: 7 sezon ard arda şampiyonluktan sonra, 2 sezondur zirveyi kaptırıyorlar. Geçen sezon Lisandro Lopez, Bastos, Cissokho, Gomis, Lovren(devre arası) gibi transferlere 70 milyon avronun üzerinde harcadıkları para Marsilya'yı geçmeleri için yeterli olmadı. Şampiyon olan teknik direktörleri bile kovan başkan Aulas, bu sezon da 2 senedir şampiyonluğu kaptıran Puel'le devam ediyor. Transferde Bodmer'i PSG'ye, geçen yılı Portsmouth'da kiralık geçiren Piquionne'yi de West Ham'a yolladılar. Ligin parlayan yıldızlarını alma geleneklerini de Rennes'den Briand'ı 6 milyon avroya transfer ederek sürdürdüler. 36 milyon avroya satacak bir Benzema'ları olmadığından transferini düşündükleri Gignac için olası bir Gomis-Fenerbahçe transferini bekliyorlar. Mevcut kadro kalitesiyle Marsilya'nın bir adım önündeler. Juninho sonrası takımın yeni lideri Pjanic, artık 1 yaş daha olgun ve beklentilerin farkında. (Barnebau'da Real Madrid'i eleyen golün de sahibi) Lloris gibi dünya çapında bir kaleciye sahipler. Alt yapılarından çıkardıkları son ürün Tafer Fransız futbolunun gelecekteki yıldızlarından birisi olarak gösteriliyor. Geçen yıl kulübe tarihinde ilk kez ŞL yarı finali oynatarak bu sezonun kredisini kazanan Puel, bu sezon da lig şampiyonluğu kaptırırsa Aulas tarafından kapının önüne konacağının farkında. Bu yıl hem lig, hem de Şampiyonlar Ligi'nde zirveye çıkmak zorunda...

Auxerre: Alex Ferguson 24 yıldır Manchester United'ı çalıştırıyor. Çok da uzun bir süre değil. Guy Roux Auxerre'de tam 40 yıl teknik direktörlük yaptı. 1964'de geçtiği takımın başında 2000'e kadar görev yapan Roux, 2001'de tekrar göreve gelip 2005'de emekliye ayrıldı.(2007'de kısa bir Lens macerası da var) Onun önderliğinde amatör bir kulüpten dünyaca ünlü bir akademiye sahip bir kulübe dönüşen Auxerre 1 lig, 4 Fransa Kupası şampiyonluğu ve hepsinden de önemlisi bir misyon kazandı: Fransa futboluna yeni yıldızlar kazandırmak. Basile Boli, Eric Cantona, Djibril Cisse, Philippe Mexes bu akademinin bizlerle tanıştırdığı yıldızlardan bazıları. Akademisinden yetiştirdiği oyuncularla kimi zaman şampiyonluk yarışında, kimi zaman da düşme potasında mücadele ediyorlar. Geçen sezon ligi 3. bitirdiler ve play-off'ta Zenit'i elerlerse ŞL'de mücadele edecekler. Kadrolarını tamamen korudular ve Anthony Le Tallec'le takviye ettiler.(Evet Houlier'in genç yaşta Liverpool'a aldığı Le Tallec. Daha 25 yaşında!) Yeni sezonda, Pedretti, Grichting gibi tecrübeli oyuncuların yanında Birsa, Remy Riou, Sidibe gibi genç oyunculardan oluşan kadrolarıyla zor da olsa, geçen yılki derecelerini korumak en önemli hedefleri. Koruyamasalar da sahip oldukları misyon herşeye değer...

Lille: 1 puanla Auxerre'e kaptırdıkları ŞL biletini kazanmak bu sezon en önemli hedefleri. Hem lig, hem de Avrupa Ligi'nde üst sıralara oynayacak kaliteye sahipler. Yıllardır Lyon'a sattıkları oyunculardan muazzam gelirler elde ettiler. (Abidal, Makoun, Kader Keita, Bastos) Bu yıl Lyon onlardan herhangi bir transfer yapmayınca, onlar da Wolfsburg'dan defans oyuncusu Ricardo Costa'yı bedelsiz transfer ederek transferi kapattılar. Landreau, Pierre Alain Frau gibi ligin tecrübeli ve kaliteli oyuncularının yanı sıra Gervinho, Hazard, Tulio de Melo gibi genç yıldızlarla 3. ŞL biletinin Bordeaux'yla beraber en ciddi adayı konumundalar...

Montpellier: Geçen sezon en çok onları sevdik Fransa'da. Ligue 2'den çıktıkları sezon, uzun süre şampiyonluğu kovaladılar. Son haftalarda, tecrübesizliğin de etkisiyle puan kayıpları yaşayarak ligi 3. Auxerre'in 2 puan gerisinde 5. bitirdiler. Ancak bu sezon işler istedikleri gibi gitmeyebilir. Avrupa Ligi ön elemesinde sürpriz bir şekilde Macar ekibi Gyor'a elendiler. Geçen sezon attıkları 50 golün neredeyse yarısına imza atan Montano-Camara ikilisinin bu sezon da aynı uyumu göstermesi şart. Genç savunmacılar Yanga-Mbiwa(20) ve El Kaoutari(19), orta saha oyuncusu Belhanda(19) geçen sezon 30'un üzerinde maça çıktılar ve bu yıl daha tecrübeliler. Boşnak savunmacı Spahic bir ara Arsenal tarafından istendi ama talep edilen 25 milyon avro sebebiyle Wenger ısrarcı olmadı. Bu sezon gerçekçi hedeflerle yola çıkıp ilk 10 sırayı hedeflemek mantıklı olur onlar için. 22 yaş ortalamalı takımın tecrübe eksikliğine ve gol yollarına çare olması için transfer edilen Hasan Kabze'nin yeni takımı olması sebebiyle de tarafımızca sezon boyu dikkatle izlenecekler...

Bordeaux: Geçen sezon Aralık ayında ligde 9 puan farkla lider, ŞL gruplarında en fazla puan toplayan takımken, ne olduğunun farkına bile varamadan ligi 6. sırada bitirdiler. ŞL maçları sebebiyle ertelettikleri maçlarını ard arda oynamaları, ilk 11 dışındaki oyuncular dışında kalanların kalitesizliği gibi etkenler bu sonucu       hazırladı. Yeni sezona Arsenal'e giden Chamakh'ın yerine bir transfer yapmadan başlıyorlar. Ama bana göre en büyük kayıpları teknik direktörlerinin milli takımın başına geçmiş olması. Blanc, Bordeaux'da oyuncuların birbirini tamamladığı, Gourcuff önderliğinde mükemmel işleyen bir sistem oturtmuştu. Meyvesini de 1 lig şampiyonluğu bir de ŞL çeyrek finaliyle aldı. Selefi Tigana bu sistemi bozmaya kalkarsa zararlı çıkabilir. Ucuza malettiği oyunculardan aldığı maksimum verim ve genç oyunculara şans tanıma konusunda Tigana önemli bir isim ama Şampiyonlar Ligi hedefi için doğru bir isim olup olmadığını sezon içerisinde öğreneceğiz...

Lorient: Denizlispor'un Lyon'u elediği efsane sezonda, ilk turda elediği takım olarak tanıdık Lorient'i. O zamandan beri de takımın başında tanıdık bir isim var. Yoann Gourcuff'un babası Cristian Gourcuff. 2006'da geri döndükleri Ligue 1'de sırasıyla 14, 10, 10'uncu sıraları aldıktan sonra geçen sezonu 7. sırada tamamladılar. Bu başarının en önemli mimarlarından defans oyuncusu Laurent Koscielny 10 milyon avroya Arsenal'e transfer oldu. 17 golle gol krallığı yarışında Niang'ın bir gol arkasında kalan 22 yaşındaki Kevin Gameiro bu sezon da en büyük kozları. İstikrarlı yükselişlerinin daha ileri gitmesi zor. Onlar için de ligi ilk 10 sıra içerisinde tamamlamak başarı olur...

Monaco: Pino ve Nene satışlarından 10 milyon avroya yakın gelir elde ettiler. Gudjohnsen'i Tottenham'a kiralayarak kontrat yükünden kurtuldular. (Leko da Buca'ya geldi biliyorum) Bu yılı kemerleri sıkarak geçirecekleri aşikar. Galatasaray'la sık sık adı geçen kaleci Ruffier, Zenit'ten bu sezon da kiralanan defans oyuncusu Puygrenier, Uruguay'la dünya 4.sü olan Diego Perez ve Güney Koreli Park Chu Young en önemli oyuncuları ki onlara da talip çıkarsa satabilirler. 2004'deki ŞL finalinden beri istikrarlı bir istikrarsızlık içerisindeler ve bu sezon geçen seneki 8.liği bile mumla arayabilirler...

Rennes: Başarısız olarak 9. bitirdikleri sezon sonrası, Gourcuff'tan sonraki yıldızları forvet Briand'ı 6 milyon avroya Lyon'a sattılar. Bocanegra'yı da St. Etienne'e yolladılar. Gyan ve Bangoura'nın varlığına güvenerek forvete takviye yapmadılar. Bocanegra yerine savunmaya Nice'den Nijeryalı Apam'ı alarak bu bölgeyi daha da güçlendirdiler. Orta sahaya Sochaux'dan yapılan Stephane Dalmat takviyesi de tecrübe eksikliğini gidermek açısından önemli. Birbirini tanıyan, oturmuş bir kadroya sahipler. İlk 6 dışında alacakları bir sonuç başarısızlık olur...

Valenciennes: Mütevazi bir kadroyla, Ligue 2'den çıktıkları 2006'dan bu zamana, ilk çıktıkları sezon hariç hep orta sıraların takımı oldular. İç sahada kolay kolay kaybetmiyorlar ve aldıkları 1-2 sürpriz galibiyet dışında  sessiz sedasız devam ediyorlar. En önemli eksikleri takımın gol yükünü çeken bir oyuncuları olmaması. Bu sezon da 10-15 arası bir pozisyon elde etmeleri olası. Daha fazlası da uzun vadeli planları arasında gözükmüyor...

Lens: Hem sezon içerisinde aldığı sonuçlar, hem de ligi bitirdiği sıra itibariyle belki de ligin en dengesiz takımı. 2007'de ligi 2. Marsilya'nın 7 puan arkasında 5. bitirdiler. Bir sonraki sezon 18. olarak ligden düştüler. Bir sezon ayrı kaldıktan sonra geri döndükleri Ligue 1'i geçen sezon 11. bitirdiler. Bu arada ligi 98'de şampiyon, 2002'de 2. bitirdiklerini de hatırlatalım. Galatasaray'ın Uefa Kupası'nı kazandığı 2000 yılında da yarı finalde Arsenal'e elendiler. Anlayacağınız Lens taraftarı macera dolu sezonlar geçiriyor son yıllarda. Eski Beşiktaşlı kaleci Runje, adı bir ara Galatasaray için geçen Cezayirli stoper Yahia ve orta saha oyuncusu Akale önemli oyuncuları. İlginç bir istatistik de forvet oyuncusu Toifilou Maoulida için verelim. Kendisi geçen sezon 13'ü sonradan oyuna dahil olmak üzere 25 maça çıktı ve 13 gole imza atarak takımın en golcü oyuncusu oldu. Bir nevi Lens'in Semih Şentürk'ü diyebiliriz. Bu sezon üst sıralara da oynayasalar, ligden de düşseler şaşırmam açıkçası ancak mantıken baktığımızda 11.likten yukarısı onlar için başarı olacak gibi duruyor...


Nancy: Platini'yi dünya futboluna sundukları için sonsuz teşekkürler edilesi bir kulüp olsa da, bu değerlendirme yazısında çok da olumlu şeyler yazamayacağız onlar için. 2008'de son ana kadar kovaladıkları lig 3.lüğünü Marsilya'ya kaptırdıktan sonra sırasıyla 15 ve 12. oldular. Üstelik bu süreçte kadrolarından kalite anlamında sadece Puygrenier'i kaybettiler ki onun için de Zenit'ten 7 milyon avro gibi makul bir para aldılar. (Zenit'in transferlere harcadığı para da ayrı bir yazı konusu) Bu sezon da Dia'nın Fenerbahçe'ye satışından hatırı sayılır bir miktar elde ettiler ancak gelen oyuncular kısmında sadece 8 sene önce Nantes-Galatasaray maçlarından hatırladığımız Vahirua ve ligden düşen Boulogne'dan kiralanan 35'lik Cuvillier Alexandre yazıyor. Ard arda alınacak birkaç başarısız sonuç sonrasında panikleyerek kendilerini düşme hattında bulma ihitimalleri yüksek...

PSG: Coupet, Armand, Makelele, Giuly gibi tecrübeli oyuncuların yanında Sakho, Sessegnon, Hoarau, Mevlüt gibi yakın zamanda Fransa'dan daha büyük bir lige transferi beklenen oyunculara sahip bir takım düşünün. Hedefi en az ilk 5 olmalı değil mi? Bu takım PSG ise cevabımız hayır. Köklü bir tarih, gelecek oyuncuları cezbedecek bir şehir, mükemmel bir stad, desteğini esirgemeyen taraftar(ama kötü sonuçta da tesis basıp arabaları parçalıyorlar), Paul Le Guen'den kurtulmuş olmak vs. Teknik direktör Kombouare'nin hala takımın başında olmasının sebebi geçen sezon ite kaka kazanılan Fransa Kupası şampiyonluğu. Bu sezon Lyon'dan Bodmer ve Monaco'dan Nene gibi direk ilk 11'e yerleştirilebilecek iki transfer daha yapıldı. Yönetimin de, taraftarın da ilk 5'ten aşağısına tahammülü yok...

Toulouse: Geçen sezon kadro kalitesiyle, ligi bitirdiği yer arasında dağlar kadar fark olan kulüplerden birisi Toulouse da. Bir önceki sezonu 4. bitirip, geçen sezon 10 sıra geriye gitmek büyük hayal kırıklığı. Kuşkusuz bir sezon önce 24 golle gol kralı olan Gignac'ın sadece 10 golde kalması ve geri kalan oyunculardan da zor anlarda ortaya çıkan bir kahramanın olmaması bu sonucu doğurdu. Bir diğer etken de yaş ortalamalarının 23 olması sebebiyle tecrübesizlikleri. Ancak hala Gignac ve 20 yaşındaki Moussa Sissoko'ya sahipler.Transfer döneminde Danubio'dan 21 yaşındaki defans oyuncusu Gunino'yu kiraladılar ki kendisi Uruguay futbolunun yeni yıldızlarından olabilir. Ligi ilk 8'de ve hatta daha da üstlerde bitirecek kalitedeler...

Nice: Ellerindeki tek yıldızları Loic Remy ama o da tek başına bu kadarını yapabiliyor. Geçen sezon attığı 16 gol de olmasa 15. Nice kaçıncı olurdu merak ediyorum. Bu sezon da Remy için şu ana kadar istedikleri teklifi alamadılar. Düşme korkusu yaşamazlar ama çok fazla yukarılara da tırmanamazlar. 10-15 arası sıralarda gezinirler büyük ihtimalle. Bu arada Lloris'i bünyesinden çıkarıp, Lyon'a satan Nice yeni Lloris'ini de çıkarmak üzere. Kolombiyalı 21 yaşındaki kaleci David Ospina'yı bu sezon dikkatlice izlemenizi tavsiye ederim...


Sochaux: Bu sezon da en büyük düşme adaylarından ve sezon bitene kadar da son sıralarda dolaşmaya devam edecekler. Mevlüt'ü PSG'ye sattıktan sonra gol yükünü çeken bir oyuncuları da kalmadı. Geçen sezon en çok gol atan oyuncuları 6 golle Cezayirli Boudebouz'du ki o da bir orta saha oyuncusu. Bu arada kendisi dikkatle izlenmesi gereken bir oyuncu. Henüz 19 yaşında. Yeni Zidane olarak lanse edilmemesinin sebebi alt yaş gruplarında Fransa'da oynamasına rağmen A Milli tercihini Cezayir'den yana kullanması. Bir diğer istikrarlı orta saha oyucusu Dalmat'yı da Rennes'e kaptırdılar ki düşme potasında geçecek zorlu haftalarda onun tecrübesini arayacaklar gibi...

St. Etienne: Her ne kadar son 2 sezonu düşme hattının hemen üzerinde bitirseler de düşme adayı olarak gördüğüm bir takım değiller. Hücum oyuncularının performansları ligdeki kaderlerini tayin edecek. Bergessio gibi Ligue 1 standartlarına uygun bir forvet oyuncusunun yanında, Mirallas ve Riviere gibi iki genç ve yetenekli hücum oyuncusuna sahipler. Orta sahada da Payet ve Matuidi gibi iki oyuncuya sahipler ki ikisi de birkaç seneye önemli transferler yapabilecek oyuncular. Bu sefer kendilerini düşme hattının üstüne atarak puan tablosunda 10-15 arası bir yer edineceklerini düşünüyorum...

Yeniler: Yeni takımlar hakkında fazla bir bilgiye sahip değilim. Ligue 2 şampiyonu Caen bunu son 10 yılda 3. kez başarıyor. Daha öncekilerde çıktığı gibi düştüler. Bu sene de farklı olacağını düşünmüyorum. Ligue 1'in asansörü diyebiliriz onlar için.(Kemal kızmasın ama bu yönden Fransa'nın Karşıyakası) Brest hakkında ise söyleyebileceğim tek şey Ligue 2'yi Caen'in arkasında bitirmiş olmaları...

Ayrıca bahsetmek istediğim takım ise ilk kez Ligue 1'de mücadele edecek olan Arles. Tam adları AC Arles-Avignon. Bunun sebebi de geçen sezon Ligue 2'ye yükseldiklerinde, alt liglerde sürünen Avignon'la birleşerek onların stadını kullanmaya başlamış olmaları. Avignon'un tarihi, taraftar kültürü hakkında fazla bilgim olmadığı için bana iki taraf için de kendilerince bir kazan-kazan politikası gibi geldi. Son 5 sezonda hiçbir ligde takılmadan 5 lig birden atlayarak Ligue 1'e çıkmışlar ki dünya tarihinde bunun kaç tane örneği vardır bilmiyorum. Şu anda da Manchester City'e feeder club olma görüşmeleri yaptıkları söyleniyor ama iki taraftan da bu konuda yapılmış resmi bir açıklama yok...    

0 yorum

Yorum Gönder